Spor Güncesi 'c' ile :)


                Daha önce ufak girişimlerde bulunsam da başarılı olamadığım sporu hayatıma almayı başardım sonunda. Kısmet bugüneymiş..

                İşten zaman mı kalıyor, hangi ara evle uğraşacağım, hafta sonu bile yetmiyor, ay çok para gibi bir sürü bahaneler türettim durdum. Her aklıma geldiğinde bir salona gidip fiyat aldım, imkanlarını öğrendim, gezdim ve geri döndüm. Sonuçta niyetine giriyorum, salona gidiyorum, geziyorum sonra kısmet değilmiş deyip geri dönünce denedim olmadı rahatlığını yaşıyordum. Zaten evde bir bisikletim var, haftada 1-2 biniyorum. Eee stres oldukça nefes egzersizleri falan yapıyorum.
                Yakınlarda gene hiç hareket etmediğim düştü aklıma. Keşke bisiklete binsem de sahilde hazır yazda geliyor dedim. Başladım sabırsız karakterimle hemen o akşam bisikletlere bakmaya. Akşamları gidip sahilde binsek falan ay ne güzel olur dedim. Eşim benden fazla heyecanlandı. Erkeklerin çabuk ikna olması mı yoksa benim ikna kabiliyetim mi onu çözemedim henüz.


                Alalım evet harika olur dediğinde dedim sakin olalım yarın sabah inelim sahile. Akıllı bisiklet denilen şu uygulamayla 1 saat deneyelim bakalım baktık yapabiliyoruz o zaman bakarız. Anlaştık.

Sabah giydik eşofmanlarımızı, atladık arabaya vurduk kendimizi sahile. Kartalda aracı parketmek için girdiğimiz otoparkla, bisikletlere  yakın denk getirmeye ki daha şimdiden yorulmayalım, enerjimizi bisiklete saklayalım. Bisikletlere gittik 15 bisiklet park alanı var 15 i de dolu ben kıllandım tabi bir bit yeniği var bu işte diye.. Kredi kartımızı okutup bisikleti alıcaz. Kartı okuyor işlem bitmiyor ama kartı geri atıyor makine. Birbirimize yok sen beceremedin, ay yok öyle olmaz diye giydirmeye başladık. Koskoca sistem kurulmuş makineye bok atmak olmaz sonuçta. Başka kart denedik gene olmadı, sonra başka bir çift geldi yanımıza onlarda bizle aynı şeyleri yaşıyor - izliyoruz. En son bir çocuk geldi küfretti sonra bizim soran bakışlarımıza 15 gündür bozuk abi ya dedi gitti. Biz de napalım totoşları vurduk yola. Araba burda kalsın 1 km ilerdeki bisiklet noktasına gidelim hem sahilde yürüyüş yapmış oluruz dedik. Pes etmiyoruz. Geldik makineye kartı okutuyoruz okumuyor gene aynı terane. Sen yapamadın ben yapamadım falan. Sinirlendim çağrı merkezini aradım yardım alacağım, beceremedim kardeş ben bu boku diyeceğim. Açan yok. Bir daha bir daha deniyorum. O arada 2 kız arkadaş geldi yanımıza aynı şey onlarda da oldu. Aha dedik makine bozukmuş, çok zekiyiz yahu. Anlamıştık zaten biz, uyarı vermiyor ki namussuz!

Çağrı merkezi telefonu açtı ve yakın çalışan nokta bostancıymış. Peki diyorum aldık güzel, bindik o da harika peki nereye bırakıcaz çalışan bir nokta olması lazım ki sonuça kartından aldığı depozuta ve bisikletin geri geldiğini anlasın dediler aldığınız istasyona bırakabilirsiniz. Baktık birbirimize eşimle. Sabah sabah gerildik bir de 1 saat bineceğimiz bisiklete 100 tl kaparo yakmanın heyecanını yaşamayalım. Zaten sahil kalabalıklaştı, bisiklet yolundan yürüyen insanlar var. Stresimi alsın diye yapacağım spor beni daha yapmadan gerdi, sonuç olarak heves kursakta kaldı, vazgeçtik.

Napsak acaba, bisiklet almaktan da, sahile inmekten de vazgeçince bir salonla gidip yıllık rutinimizi uygulamaya karar verdik. Gittik, görüştük makul bir fiyata anlaştık yaz da geliyor hem yüzmek için havuza vereceğim parayı vermiş oluruz diyip girdik bir yola.

Başlamadan önce vücut ölçümü yapılacakmış,hem de buna göre bir adaptasyon çalışması yazılacak bize. Ölçümde yaşadım dumuru ben. Hayatımda herşeyi kısarak yiyen, tatlıya-çikolataya,çereze öyle uzaktan bakan 50 kiloluk benim vücudumun %27 si yağ çıktı. Zaten geriye bir şey kalmadı galiba. Artık yağ oranını azaltıp kasa çevirmek gerek. Hoca kızıyor yemeyeceksiniz ama yemiyorum ki zaten bildiğin kemiriyorum hocam daha ne yapayım hiç spor yapmamışsınız belli deyince hak verip susuyorum. Yazıyor çalışma programımızı, başlıyoruz. 3 günden sonra grup derslerine gir diyor. Bol ter atıp, yağ yakacaksın. Tamam diyor, söz dinliyorum tek bir ders perte çıkarıyor beni. Yarın mutlaka gel ki ağrıların çabuk geçsin üstüne git diyor. Sabah gittiğimde kas ağrılarını azaltacak egzersizler yaptırıyor ve yeni derse giriyorum. Owww dostum bu süper bişi diyorum. Ders sonrası daha farketmiyorum tabi hiçbir yerim ağrımıyor ki diye ben eve dönerken hoca arkamdan gülümsüyordu. Şirinlikten değilmiş o , akşam görürsün demekmiş akşam anladım ben ne gülüşü olduğunu onun. Çok şaşkınım insanlar bir de arka arkaya 2-3 derse giriyor vay anasını diyorum kondüsyona gel. Benim gibi yatıp yağını saklamamış gavurun kızı.

Derste zorlanacaksınız biraz karnınız yanacak, bacağınız ağrıyacak diyor, kaldır beli hadi dediğinde göz göze geliyoruz.vallahi de bana diyor kız, rezil oldum. Hiç kaldırmamışım ki belimi, ben belime kalk diyorum o kalçamla bütün hareket etmeye alışmış vallahi onsuz olmaz diyor. Sadece boynunu kaldır destek almadan diyor , ben ellerim olmadan nasıl yaparım hocam diyorum ıkın sıkın vallahi olmuyor. Accık göz ucumla bakıyorum, hafif ayaklarımla destek alayım da koca gruba rezil olmayayım diyorum. Adam zebellak gibi hissediyor yeminle. Daha ben yapmadan gelip ayaklarımı tutuyor yerde sıkıyorsa yap bakalım der gibi sayıyor. 1-2-3…10 - 10-9-8…

Daha bir nefeslenmeden diğer harekete geçiyoruz. Bütün organlarım kendi bağımsızlığını ilan etti, hepsi ayrı ritimlerde farklı şekillerde titriyor tutamıyorum. Gene bir esneme dersi ile kapatıyoruz günü. İnat ettim yarın gene gidicem derse. Salon çıkışına merdivensiz bir iniş yapmamış olmaları çok ayıp gerçi, sonuçta hasta olanlar da gelebilir bunu düşünememişler yazık yaa. Herşeyi ben mi düşüneceğim arkadaş? İnemiyorum merdivenlerden bacağımı ileri atıyorum ama o yana gidiyor falan. Hay benim, ne hallere düştük anasını satim.

Akşam saati olmuş 21:30, koca akşamı geçirdik bir muzla ee spordan sonra protein alın dedi hoca. Ben hocamı hep dinliyorum sonuçta. Çokta acıkmışız hani. Eşimle bu kadar ders üstüne çekiyoruz arabayı restaurantın önüne. 1 kilo et söylüyoruz yanına normalde çakardım bir kola ama hadi diyorum giden %1 yağın hatrına çek ordan biir ayran hacı. Doyduk ama hani bizi spordan biri görse neresiyle güler bilmiyorum. Ekmek yemedim sadece et, bizim ki protein orucu. Kapşonları takıp mekandan uzaklaşıyoruz.

Evde daha öncede bahsettiğim gibi yoga yapıyordum zaten. Eşimde sağolsun bana bakıp gülüyordu, arada merak ettiklerini soruyordu falan. Pazar günleri salonda yoga dersleri varmış ben kaçırmam diyorum. Beraber gidiyoruz o da girecekmiş. Beni şaşırttı doğrusu. Derse başladığımızda yeni derse girenlere nazaran iyi durumdayız ben zaten bazı nefes egzersizlerini ve hareketlerini yaptığım eşimde beni izlediği için.

Salon hafif güneş ışığı altında, hafif bir mum kokusu içeride, yoga hocasının naif sesi eşliğinde başlıyoruz. Neyi  ne amaçla yaptığımızı da ilk ders diye anlatıyor. En önemlisi nefes! Streste, yoğun tempoda, durgunlukta, şifa ihtiyacında, gün doğumunda alabileceğin ve alman gereken enerjiyi anlatıyor. Gözlerini kapatıp sadece kendine ayırdığın 1 saat kadar, bedenine ve ruhuna… Derse ilk gelen ve rahatlamayı dibine kadar yaşayanlardan biri bir sesle bölüyor kendine ayırdığın zamanı. O ses, o koku!!  Ahhhh dostum rahatla dediysek, içindeki kötülükleri at dediysek bunu demedik ki biz! Evet yoganın ortasına tam anlamıyla sıçan biri var.. Osurdu.net! Bizim yeni yogacılardan biri kendini Fransız ilan etti sanırım da bizim haberimiz yok.

                Herkes bir an koptu o zamandan ama Allahtan çabuk toparladık. Ders devam ediyor, herkes kendine saklıyor duyduğunu. Az sonra meditasyonla devam ediyoruz. Ders bitmeden düşüncelerinde tüm hayatın stresinden uzaklaştığın o kısa an! Ben işte tam bu noktadan korkuyorum ki eşime rahat bir yer gösterdikten sonra gözlerini kapat demek transa geç gardaş,  5 dakika mola uyuyabilirsen demek! Ahanda geldi o an. Meditasyon yapıyoruz arkadaşlar. Üstümüzü havlularımızla örtüyor hocamız bir anne sıcaklığında, yumuşak havlularla. Başlıyor anlatmaya gökyüzü, yağmur, mavi falan derken bizimki yanımda hafiften uyku moda girmiş, nefes alış verişinden tanırım. Meditasyon bitiyor gözlerimizi açıyoruz dediğinde hafifçe bakıyorum, tek gözle korkarak ki neyse açmış gözü kaldığı yerden devam ediyor.. Yani yoga arası 10 dakika uyku molası vermekte mümkün, yapanlar var yani. Arada salmak lazım belki de : )

Girilen dersler,  antremanlar derken bol bol zaman geçirdiğimiz, eğlendiğimiz, arındığımız güzel anlar var.. Bununla da bitmiyor tabi biter mi yahu kadın var burda! Bir kere önce kendimize has burnumuz , ona uygun tavırlarımız var.

Mesela gördüğüm kurallardan bir tanesi her selam veren kadına selam verme, sana selam verdiyse eğer hafifçe dudak ucuyla tebessüm et.

Kıyafet çok önemli. Eğer kombini tamamlayamıyorsan out canım. Hiç şansın yok. Hee bir de bir grubun var da o gurubu hiçe sayarak o kıyafeti giyip geldiysen vetoyu yersin. Yok canım abartma desen de  kendi kulaklarımla duydum yeminlen, hala şoktayım. “Tatlım bu tayt kesinlikle bir daha burada giyilmeyecek. Dışarıda giyin ama ben bir daha sakın görmeyeyim. O ne öyle!”   Aman tınrıııım didim ya laaa.

Soyunma odaları ve hamam konusuna girmiyorum zira ben hızlıca kaçıyorum.. Özele girmeyeyim ama eskiden kız bakmaya gitmelerini anlamazdım artık sanırım anlam verir oldum! He tabi dedektiflik yapacaksan da mümkün. Kim kaçta gelmiş, niye gelmiş, ne yapmış, kaç kiloymuş ….. hayal dünyana bırakıyorum.

Benim için bombalardan biri de bir dersin başlamasını beklerken arkadaşıyla konuşan birinin konuşmalarına şahit olmam. “Kız ben o kadar geliyorum ama hiç kilo veremiyorum, yok ya hiç yemiyorum ama yapıştı bu kilolar üstüme”  -  derse giriyoruz……. Ben aşağıya indiğimde aynı kişinin telefon konuşmasını duyuyorum “ aneeee, çok yoruldum deli gibi koştum, dersten çıktım şimdi deli gibi tatlı istiyoruuum, sütlaç yapsana yaaa gelince yiyim bi” bu arada saat 21:30 .

Sanırım ben halüsinasyon görüyorum, bunlar gerçek değil, hatta ben kadın değilim, serüven devam ediyor!

Yorumlar

Popüler Yayınlar