Spor Güncesi 'c' ile :)
Daha
önce ufak girişimlerde bulunsam da başarılı olamadığım sporu hayatıma almayı
başardım sonunda. Kısmet bugüneymiş..
İşten
zaman mı kalıyor, hangi ara evle uğraşacağım, hafta sonu bile yetmiyor, ay çok
para gibi bir sürü bahaneler türettim durdum. Her aklıma geldiğinde bir salona
gidip fiyat aldım, imkanlarını öğrendim, gezdim ve geri döndüm. Sonuçta
niyetine giriyorum, salona gidiyorum, geziyorum sonra kısmet değilmiş deyip geri
dönünce denedim olmadı rahatlığını yaşıyordum. Zaten evde bir bisikletim var,
haftada 1-2 biniyorum. Eee stres oldukça nefes egzersizleri falan yapıyorum.
Yakınlarda
gene hiç hareket etmediğim düştü aklıma. Keşke bisiklete binsem de sahilde
hazır yazda geliyor dedim. Başladım sabırsız karakterimle hemen o akşam
bisikletlere bakmaya. Akşamları gidip sahilde binsek falan ay ne güzel olur
dedim. Eşim benden fazla heyecanlandı. Erkeklerin çabuk ikna olması mı yoksa
benim ikna kabiliyetim mi onu çözemedim henüz.
Salon hafif güneş ışığı altında, hafif bir mum kokusu
içeride, yoga hocasının naif sesi eşliğinde başlıyoruz. Neyi ne amaçla yaptığımızı da ilk ders diye
anlatıyor. En önemlisi nefes! Streste, yoğun tempoda, durgunlukta, şifa
ihtiyacında, gün doğumunda alabileceğin ve alman gereken enerjiyi anlatıyor.
Gözlerini kapatıp sadece kendine ayırdığın 1 saat kadar, bedenine ve ruhuna…
Derse ilk gelen ve rahatlamayı dibine kadar yaşayanlardan biri bir sesle bölüyor
kendine ayırdığın zamanı. O ses, o koku!! Ahhhh dostum rahatla dediysek, içindeki
kötülükleri at dediysek bunu demedik ki biz! Evet yoganın ortasına tam
anlamıyla sıçan biri var.. Osurdu.net! Bizim yeni yogacılardan biri kendini Fransız
ilan etti sanırım da bizim haberimiz yok.
Alalım
evet harika olur dediğinde dedim sakin olalım yarın sabah inelim sahile. Akıllı
bisiklet denilen şu uygulamayla 1 saat deneyelim bakalım baktık yapabiliyoruz o
zaman bakarız. Anlaştık.
Sabah giydik eşofmanlarımızı, atladık arabaya vurduk kendimizi
sahile. Kartalda aracı parketmek için girdiğimiz otoparkla, bisikletlere yakın denk getirmeye ki daha şimdiden
yorulmayalım, enerjimizi bisiklete saklayalım. Bisikletlere gittik 15 bisiklet
park alanı var 15 i de dolu ben kıllandım tabi bir bit yeniği var bu işte
diye.. Kredi kartımızı okutup bisikleti alıcaz. Kartı okuyor işlem bitmiyor ama
kartı geri atıyor makine. Birbirimize yok sen beceremedin, ay yok öyle olmaz
diye giydirmeye başladık. Koskoca sistem kurulmuş makineye bok atmak olmaz
sonuçta. Başka kart denedik gene olmadı, sonra başka bir çift geldi yanımıza
onlarda bizle aynı şeyleri yaşıyor - izliyoruz. En son bir çocuk geldi küfretti
sonra bizim soran bakışlarımıza 15 gündür bozuk abi ya dedi gitti. Biz de
napalım totoşları vurduk yola. Araba burda kalsın 1 km ilerdeki bisiklet
noktasına gidelim hem sahilde yürüyüş yapmış oluruz dedik. Pes etmiyoruz.
Geldik makineye kartı okutuyoruz okumuyor gene aynı terane. Sen yapamadın ben
yapamadım falan. Sinirlendim çağrı merkezini aradım yardım alacağım,
beceremedim kardeş ben bu boku diyeceğim. Açan yok. Bir daha bir daha
deniyorum. O arada 2 kız arkadaş geldi yanımıza aynı şey onlarda da oldu. Aha
dedik makine bozukmuş, çok zekiyiz yahu. Anlamıştık zaten biz, uyarı vermiyor
ki namussuz!
Çağrı merkezi telefonu açtı ve yakın çalışan nokta
bostancıymış. Peki diyorum aldık güzel, bindik o da harika peki nereye
bırakıcaz çalışan bir nokta olması lazım ki sonuça kartından aldığı depozuta ve
bisikletin geri geldiğini anlasın dediler aldığınız istasyona bırakabilirsiniz.
Baktık birbirimize eşimle. Sabah sabah gerildik bir de 1 saat bineceğimiz
bisiklete 100 tl kaparo yakmanın heyecanını yaşamayalım. Zaten sahil
kalabalıklaştı, bisiklet yolundan yürüyen insanlar var. Stresimi alsın diye
yapacağım spor beni daha yapmadan gerdi, sonuç olarak heves kursakta kaldı,
vazgeçtik.
Napsak acaba, bisiklet almaktan da, sahile inmekten de
vazgeçince bir salonla gidip yıllık rutinimizi uygulamaya karar verdik. Gittik,
görüştük makul bir fiyata anlaştık yaz da geliyor hem yüzmek için havuza
vereceğim parayı vermiş oluruz diyip girdik bir yola.
Başlamadan önce vücut ölçümü yapılacakmış,hem de buna göre
bir adaptasyon çalışması yazılacak bize. Ölçümde yaşadım dumuru ben. Hayatımda
herşeyi kısarak yiyen, tatlıya-çikolataya,çereze öyle uzaktan bakan 50 kiloluk
benim vücudumun %27 si yağ çıktı. Zaten geriye bir şey kalmadı galiba. Artık
yağ oranını azaltıp kasa çevirmek gerek. Hoca kızıyor yemeyeceksiniz ama
yemiyorum ki zaten bildiğin kemiriyorum hocam daha ne yapayım hiç spor yapmamışsınız
belli deyince hak verip susuyorum. Yazıyor çalışma programımızı, başlıyoruz. 3
günden sonra grup derslerine gir diyor. Bol ter atıp, yağ yakacaksın. Tamam
diyor, söz dinliyorum tek bir ders perte çıkarıyor beni. Yarın mutlaka gel ki
ağrıların çabuk geçsin üstüne git diyor. Sabah gittiğimde kas ağrılarını
azaltacak egzersizler yaptırıyor ve yeni derse giriyorum. Owww dostum bu süper
bişi diyorum. Ders sonrası daha farketmiyorum tabi hiçbir yerim ağrımıyor ki
diye ben eve dönerken hoca arkamdan gülümsüyordu. Şirinlikten değilmiş o ,
akşam görürsün demekmiş akşam anladım ben ne gülüşü olduğunu onun. Çok şaşkınım
insanlar bir de arka arkaya 2-3 derse giriyor vay anasını diyorum kondüsyona
gel. Benim gibi yatıp yağını saklamamış gavurun kızı.
Derste zorlanacaksınız biraz karnınız yanacak, bacağınız
ağrıyacak diyor, kaldır beli hadi dediğinde göz göze geliyoruz.vallahi de bana
diyor kız, rezil oldum. Hiç kaldırmamışım ki belimi, ben belime kalk diyorum o
kalçamla bütün hareket etmeye alışmış vallahi onsuz olmaz diyor. Sadece boynunu
kaldır destek almadan diyor , ben ellerim olmadan nasıl yaparım hocam diyorum
ıkın sıkın vallahi olmuyor. Accık göz ucumla bakıyorum, hafif ayaklarımla
destek alayım da koca gruba rezil olmayayım diyorum. Adam zebellak gibi hissediyor
yeminle. Daha ben yapmadan gelip ayaklarımı tutuyor yerde sıkıyorsa yap bakalım
der gibi sayıyor. 1-2-3…10 - 10-9-8…
Daha bir nefeslenmeden diğer harekete geçiyoruz. Bütün
organlarım kendi bağımsızlığını ilan etti, hepsi ayrı ritimlerde farklı şekillerde
titriyor tutamıyorum. Gene bir esneme dersi ile kapatıyoruz günü. İnat ettim
yarın gene gidicem derse. Salon çıkışına merdivensiz bir iniş yapmamış olmaları
çok ayıp gerçi, sonuçta hasta olanlar da gelebilir bunu düşünememişler yazık
yaa. Herşeyi ben mi düşüneceğim arkadaş? İnemiyorum merdivenlerden bacağımı
ileri atıyorum ama o yana gidiyor falan. Hay benim, ne hallere düştük anasını
satim.
Akşam saati olmuş 21:30, koca akşamı geçirdik bir muzla ee
spordan sonra protein alın dedi hoca. Ben hocamı hep dinliyorum sonuçta. Çokta
acıkmışız hani. Eşimle bu kadar ders üstüne çekiyoruz arabayı restaurantın
önüne. 1 kilo et söylüyoruz yanına normalde çakardım bir kola ama hadi diyorum
giden %1 yağın hatrına çek ordan biir ayran hacı. Doyduk ama hani bizi spordan
biri görse neresiyle güler bilmiyorum. Ekmek yemedim sadece et, bizim ki
protein orucu. Kapşonları takıp mekandan uzaklaşıyoruz.
Evde daha öncede bahsettiğim gibi yoga yapıyordum zaten.
Eşimde sağolsun bana bakıp gülüyordu, arada merak ettiklerini soruyordu falan.
Pazar günleri salonda yoga dersleri varmış ben kaçırmam diyorum. Beraber
gidiyoruz o da girecekmiş. Beni şaşırttı doğrusu. Derse başladığımızda yeni
derse girenlere nazaran iyi durumdayız ben zaten bazı nefes egzersizlerini ve
hareketlerini yaptığım eşimde beni izlediği için.
Salon hafif güneş ışığı altında, hafif bir mum kokusu
içeride, yoga hocasının naif sesi eşliğinde başlıyoruz. Neyi ne amaçla yaptığımızı da ilk ders diye
anlatıyor. En önemlisi nefes! Streste, yoğun tempoda, durgunlukta, şifa
ihtiyacında, gün doğumunda alabileceğin ve alman gereken enerjiyi anlatıyor.
Gözlerini kapatıp sadece kendine ayırdığın 1 saat kadar, bedenine ve ruhuna…
Derse ilk gelen ve rahatlamayı dibine kadar yaşayanlardan biri bir sesle bölüyor
kendine ayırdığın zamanı. O ses, o koku!! Ahhhh dostum rahatla dediysek, içindeki
kötülükleri at dediysek bunu demedik ki biz! Evet yoganın ortasına tam
anlamıyla sıçan biri var.. Osurdu.net! Bizim yeni yogacılardan biri kendini Fransız
ilan etti sanırım da bizim haberimiz yok.
Herkes
bir an koptu o zamandan ama Allahtan çabuk toparladık. Ders devam ediyor,
herkes kendine saklıyor duyduğunu. Az sonra meditasyonla devam ediyoruz. Ders
bitmeden düşüncelerinde tüm hayatın stresinden uzaklaştığın o kısa an! Ben işte
tam bu noktadan korkuyorum ki eşime rahat bir yer gösterdikten sonra gözlerini
kapat demek transa geç gardaş, 5 dakika
mola uyuyabilirsen demek! Ahanda geldi o an. Meditasyon yapıyoruz arkadaşlar.
Üstümüzü havlularımızla örtüyor hocamız bir anne sıcaklığında, yumuşak
havlularla. Başlıyor anlatmaya gökyüzü, yağmur, mavi falan derken bizimki yanımda
hafiften uyku moda girmiş, nefes alış verişinden tanırım. Meditasyon bitiyor
gözlerimizi açıyoruz dediğinde hafifçe bakıyorum, tek gözle korkarak ki neyse
açmış gözü kaldığı yerden devam ediyor.. Yani yoga arası 10 dakika uyku molası
vermekte mümkün, yapanlar var yani. Arada salmak lazım belki de : )
Girilen dersler, antremanlar derken bol bol zaman geçirdiğimiz,
eğlendiğimiz, arındığımız güzel anlar var.. Bununla da bitmiyor tabi biter mi
yahu kadın var burda! Bir kere önce kendimize has burnumuz , ona uygun
tavırlarımız var.
Mesela gördüğüm kurallardan bir tanesi her selam veren
kadına selam verme, sana selam verdiyse eğer hafifçe dudak ucuyla tebessüm et.
Kıyafet çok önemli. Eğer kombini tamamlayamıyorsan out
canım. Hiç şansın yok. Hee bir de bir grubun var da o gurubu hiçe sayarak o
kıyafeti giyip geldiysen vetoyu yersin. Yok canım abartma desen de kendi kulaklarımla duydum yeminlen, hala
şoktayım. “Tatlım bu tayt kesinlikle bir daha burada giyilmeyecek. Dışarıda
giyin ama ben bir daha sakın görmeyeyim. O ne öyle!” Aman
tınrıııım didim ya laaa.
Soyunma odaları ve hamam konusuna girmiyorum zira ben
hızlıca kaçıyorum.. Özele girmeyeyim ama eskiden kız bakmaya gitmelerini
anlamazdım artık sanırım anlam verir oldum! He tabi dedektiflik yapacaksan da
mümkün. Kim kaçta gelmiş, niye gelmiş, ne yapmış, kaç kiloymuş ….. hayal
dünyana bırakıyorum.
Benim için bombalardan biri de bir dersin başlamasını
beklerken arkadaşıyla konuşan birinin konuşmalarına şahit olmam. “Kız ben o
kadar geliyorum ama hiç kilo veremiyorum, yok ya hiç yemiyorum ama yapıştı bu
kilolar üstüme” - derse giriyoruz……. Ben aşağıya indiğimde aynı
kişinin telefon konuşmasını duyuyorum “ aneeee, çok yoruldum deli gibi koştum,
dersten çıktım şimdi deli gibi tatlı istiyoruuum, sütlaç yapsana yaaa gelince
yiyim bi” bu arada saat 21:30 .
Sanırım ben halüsinasyon görüyorum, bunlar gerçek değil, hatta
ben kadın değilim, serüven devam ediyor!



Yorumlar
Yorum Gönder