Ayağındaki küçük parmak!
Hiç hızlıca yürürken, bir işin peşinde koşarken vurdun mu ayağının serçe parmağını ortadaki sehpanın köşe noktasına lap diye. Bütün benliğine işledi mi o can acısı? Ayağına sarılıp gözünden istemeden akıttığın bir damla gözyaşı... Ne acır o ayak, ne yanar tüm bedenin, bir de küfredersin kendine nerden çarptım diye, he tabi en işe yaramaz noktadaki o parmağın nasıl bu kadar canını yaktığına öyle ağız dolusu küfredersin ki !!
Bazı acılar, bu acı gibi geliyor bana düşününce.. Böyle anlamsız,bir anda gelip geçen ama can sıkan. İçten içe ağız dolusu küfrettiğim.. Çokta oluyor hani.. Çok değer vermekten, çokça adam yerine koymaktan, daha bir önemsemekten! Koy versene be insan evladı... Kimi, neyi bu kadar önemsiyorsun? Neden bu kadar verdiklerin? Sen hiç o değer verdiğin şeylere değersizmiş gibi yaptığında gördün mü sonuçlarını? Nelerin sana canım deyip kaldıklarını, kimlerin gerçekten can olduklarını? Ben gördüm de aha da bu yüzden aynı o acıyan serçe parmağın yarattığı acı gibi, bu kadarcık parmak mı hoplattı beni dediğin, içinde patlayan sinir harbi gibi..
Hiçbirşeyi serçe parmağın kadar önemsemeyeceksin, eğer hiç birşeyseler... Canın yandı mı en azından parmağa sarılıp ayağım diye bağrına basarsın da, senden değillerse iş zor azizim.. Acınla, zoruna gidenlerle kalırsın. Kimselere kimse gibi davranmak gerek, birşeylere de herhangi birşey. Hayatına girenler ne olursa olsun senin hayatına girdiklerini bilerek gelmeli, hayatının hükümdarı değil, cariyesi gibi!
Serçe parmak ayağını ne yöne çevirirsen oraya gider, tırnağını hangi renge boyarsan o renkte kalır,ne zaman istersen o zaman silersin!! Sen istersin o kabul etmek zorundadır!


Yorumlar
Yorum Gönder