Dostlar beni hatırlasın
Yeni tanıdığım insanlara karşı istemeden yaptığım uzun
gözlem süreçlerim, soğuk – mesafeli bir ben, samimiyet için biraz zaman geçirilmesi
gerekilen kişiliğim var. Ben benle tanışsam bu ne soğuk bir bakış , ne donuk
bir kişilik diyebilirim adeta. Samimi türk insanına göre gayet temkinli olan ben
biraz garip kaçıyorum, farkındayım.
Kim olursa olsun tanıdığı kişiyle ay ben seni çok sevdim,
hadi bugün şöyle vakit geçirelim yapamam pek. Bu soğuk nevale halim yüzünden çokça
sevilmediğimin farkındayım ama açıkçası bundan rahatsız olmuyorum. Belki başka
türlüsü daha kolay ve güzel olurdu ama değişemem ki , zaten öyle olsa değişen
ben ben olur muydum onu da bilmiyorum.
Bu uzun süreç sebebiyle hayatıma dokunabilmiş insanlar benim
için gerçekten birşeyler ifade edebilmiş ve önemli olurlar. Sonuçta işin ucunda
karşılıklı verilmiş emekler var olur. Emek vermeden yemek olmaz demiş
atalarımız.. Yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir demişler
ne de güzel demişler dimi ama?
Normalde gözlem yapıp , pek konuşmayan ben, benimle dost
olanlara da susmadan duramayan gene ben. Elimde değil, durduramıyorum. Bu
kadar konuşacak ne buluyorum kısmını ben bile anlayamazken başta eşim, annem ve
kardeşim olmak üzere çok iyi rol kesmiyorlarsa hala dinlemeye hevesli
gözüküyorlar. Hee ben beni dinlesem kısmında sanırım az sus be arkadaş, kafamız
şişti diyebilirdim ki Allahtan ben benim içimdeyim.. Allah Mehmet’e sabır
versin dualarını çok aldığımız insanlar sayesinde sanırım kocam gayet sabırlı
ve hala delirmedi - akıllı : )
Hafta sonu beni aramasıyla mutlu eden kabul etmese de inatçılıkta
sınır tanımayan bir isimle başladı bu dostluk tırtılımsısı düşüncem. Özlediniz
mi beni dediğimde aslında arkadaşlıklarını, muhabbetlerini nasıl özlediğimi
düşündüm. Çokça insan almıyor ya bünye almış olanları da çabuk bırakmıyor işte.
Üzerine de bugün de 2 kertenkele ile buluştum , hesapladıkta
28 gün geçmiş görüşmeyeli.. Yeni liseli aşıklar gibi gün saydım ya pes diyorum
artık bana. Onlarla görüşünce bir kez daha anladım bunu, Tatile bile gitsek bir
hafta içinde birbirimizi öylesine sebeplerle taciz edip özleştiğimiz insanlarla
görüşmek çok mu çok keyifli.. Önce ben sarılcam atışmamız komikaze bir durum
hatta. Hiç susmadan konuşabilmek – peki kabul ediyorum dosta karşı benim için susabilmek
zaten mesele ama – keyfi paha biçilemez. Nasıl iyi geldi anlatamam.
Aman geçer ilk arkadaşlarından uzak kalışın sanırım deme sakın,
daha 5 gün öncesinde de - bende vakit bol ya buaralar – 8 yıl öncesinden beri
görüştüğüm ama her gördüğümde daha dün ayrılmışım gibi kaldığımız yerden devam
edebildiğim başka bir dünya iyisi insanlaydım.
Aslında bakınca öyle gözlemci, sevimsiz bir kişi olmama
rağmen dostlarım var gene de. Az olsun, öz olsun ama 40 yıl sonra bile
görüşünce dün ayrılmışız gibi olsun. Amin.
O zaman aklıma gelmişken tam da şu anda Aşık Veysel'den (saygı& rahmetle ) o şiiri paylaşmak gerek!
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın
Ne gelsemdi, ne giderdimGünden güne arttı derdimGarip kalır yerim yurdumDostlar beni hatırlasın Açar solar türlü çiçekKimler gülmüş kim gülecekMurat yalan ölüm gerçekDostlar beni hatırlasın Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın



Yorumlar
Yorum Gönder