Milyon Sorudan İyi Niyet'i seçtik
İnsanların iyi niyetli oluşuna inanmalıyız, evet!
Ama her zaman değil , her insana değil.
Peki bu nasıl olacak, kime göre, hangi duruma göre?
Tabi ki bu sorulara yanıt arayarak gelenler için malesef
zaman kaybı olacaktır. Okumayınız!
Evde geçirilen bu zamanlarda, akıl pekte doğru ilüsyonlar
sergilemezken bana göre kafamdaki milyon tane sorudan 3-5 tanesi sadece bu
sorular.
Evden çıkamamanın verdiği stres, hayatındaki insanlara zarar
gelme endişesi, işe gidemeyip evinin bir köşesini işyeri ilan etmek, evle işyeri
arasında oksijen alacak mesafenin olmamasından sebep ters yön olan balkona
çıkma isteği, eve talep ettiğin alışveriş poşetinin en erken 5 gün sonra
olması, market – kasap için çıktığında içeri alınmadan saatlerce bekletilmek, salona geçip oturayım dediğinde aa burası aslında ofisti diyerek sandalyeye yerleşmek..
Hiç alışık olduğumuz şey değil ki bunlar. Geçtiğimiz zamanlarda
Eskişehir’e bir haftasonu kaçamağı yaptık. Biz öyle koştur koştur bir hayata
alışmışız ki Eskişehir turunu da öyle ayarladım, sıkış sıkış, her yeri görmeye
yetecek kadar zamanla. Cuma gece yola çıkıp sabaha karşı orda olacağız ve aralıksız
2 gün. Gerçi iyi ki öyle yapmışız. Bugünlerimize bakınca ne de iyi yapmışız diyorum.
Neyse konu aslında bu koşturarak geçirdiğimiz 2 günde Eskişehir halkının öyle
alalede, telaşsızlığı sinir bozucuydu. Yolda 3 km trafik vardı, ama korno sesi
yoktu. Otobüs kuyruğunda panik yoktu, ışıkta yeşil yandı diye kornalara basmıyorlar ve herkes bizim tabirimizle sanki Kordon'da yürüyor yavaşlığında yürüyordu. Biz uzaylı görmüş gibi birbirimize bakmıştık. Gittiğimiz başka ülkelerde kendi memleketimizdeki kadar şaşırdık dediğimiz yerlerden oldu.
Yani tamamen Eskişehirlilerle ne derdin var dostum olacak bir yazı olsa da aslında onların sevdiğim telaşsız hallerini örneklemek amacım.
Şimdi Eskişehirliler ne yapacağız evlerde acaba diye düşünüyor
mudur bizim gibi. Yani evet dışarı çıkamama, sosyal olamama gibi durumlar elbet
var ama bizim gibi herkesin içinden Emine Beder , Arda Türkmen çıkmamıştır
herhalde. Herkeste bir mobilya değişim tufanı, evlerde pasta şefleri. Herkes
bir kendine dönüp baktı sanırım. Bakmak zorunda kaldı. Ama Eskişehirli zaten
rahattı, yol stresi yok, karmaşa yok, yetişme telaşı yok. Hatta günde 3-4 saat yolda geçirmedikleri için zaten evlerinde yapacak bir hobileri ve zamanları vardı diyedüşünüyorum.
Eskişehir'de olmayıp gün içinde bunlara fırsat bulamayan bir kesim de var sanırım. PTT-kargo çalışanları, banka memurları, market çalışanları, gıda üreticileri ve sanırım bir de teknoloji
çalışanları. Teknoloji çalışanları sınıfından biri olarak gün içinde zaten
yoğun tempoyla çalışıyorken, bizim işimizin teknolojik tarafı diye bakanlar tarafında
da biranda ilk öncelik haline gelince sanırım vakitsiziz.
Haliyle gün içinde bunları yapmaya zaman yok. Ve akşamları
da azcık telefondan, teknolojiden uzakta düşününce,okuyunca ya da bir film
izleyince bir kıvılcım ile akla gelen
daha en başında dediğim gibi sorular sorular...
Bunu ne amaçla söyledi?
Yok canım bunu iyi niyetle söyledi.
Hayır bunu demek istememiştir.
Yok bence bunu bilmediğinden yapmamıştır.
Herkes iyi niyetli şurda yoksa böyle mi olurdu?
Anda bilmediğin, anlamadığın ama sonra düşününce, birleştirince
öyle başka sonuçlar çıkıyor ki bu bana hiç bütün halini görmediğin puzzle
parçalarını hatırlatıyor. Bir kere kutusu yırtılmış bir puzzle geldi bana ,
nerden geldiyse.. Yapsan yapsan sen yaparsın çöpe gitmesin yazık. Aldım baktım
tek tek hmm olsa olsa balonlar vardır sanki renk renk dedim. Önce çerçeve için
başladım, sonra renklerine ayırdım, sonra başka hamle derken benim görmek
istediğim balonlar aslında kırık bir vazoymuş. Tabi ben bunu parçaları
birleştirdiğimde anladım.
Yani birleştire birleştire çıkarıyorsun niyeti. Önce
hissediyorsun. Herkes her zaman ve herkese iyi ya da her zaman ve herkese kötü
olacak değil elbet. Menfaatler, beklentiler birbirini karşılamadığında ya da
senin bir diğerini pofpoflamaya gerek olmadığını ona hissettirdiğinde gibi bir
dizi varyasyon sayabilirim. Niyetler
ortaya çıkıyor. Ama belli ama belirsiz. Ama herkes hissediyor ama hiç kimse..
Hz. Mevlana’nın bir sözü var ,sevdiğim .
Niyeti kötü olan insandan değil, niyetinin kötü olduğunu gizleyen insandan kork!
Herkesin bildiği kişi için ne olabilir ki, zaten kötü,
sadece dikkat edeceksin diyoruz.
Ama bunu gizleyenler o kadar çok ki bazen birine bakıyorum,
sonra yaptıklarına, sonra aslında istemeden olmuş gibi bakışlarına! Aklım
havsalam almıyor. Bu yüzden en güzel, en sevdiğim dualarımdandır sevdiklerime, aileme ‘ Allah
iyilerle, niyeti güzellerle karşılaştırsın’...



Yorumlar
Yorum Gönder