Ben eve girdim ilham dışarda kaldı
Evde olmak, şu karantina günleri bütün ilham perimi aldı götürdü. Zaten bilinen bir gerçek var ki en sevdiğim ve komik olan yazılarımı hep minibüste,otobüste, serviste ya da bir tatil zamanı yazmışımdır. Şuan kendimi Atla Gel Şaban filmindeki at yarışı oynayamayan Şaban gibi hissediyorum.
Ve bugün bunu düşünürken daha doğrusu idrak ettiğim sırada aklıma çocuk olmak geldi. Her gün, her durumda ya da istisnasız her gece kurduğum hayaller. Evet aslında şu sıralar aslında uzun zamandır hayal kuramıyorum. Resmen hayatin kosturmacasında buna vakit yok!
Çocukluk zamanlarımı hatırlıyorum da bitmiyordu gerçekten hayaller, sürekli yeni heyecanlı filmler izlemek gibiydi. Bulduğum her fırsatta ileride şunu okuyacağım, şurayı görmek istiyorum, şuraya gideceğim, şu olabilir mi acaba? Şöyle güçlü bir kadın, böyle başarılı bir insan, böyle eş, böyle öğrenci, böyle çocuk olacağım bitmez. Hergun bir yenisi eklenir, bazen olanlar değişir,bazıları hep kalır ama üstüne ekler ekler giderdi.
Mesela birgün italya' ya gitme hayalim ben gidip görene kadar kaldı. Birgün vosvos istedim. Sonra birgün cooper alabileceğime inandigimda vosvosla dünya turuna çıkanlar hayalimden niyeyse vazgeçtim. Hayalimi maddi olarak büyüterek degiştirdim belki de. Istediğim eş, düğün, hayal ettiğim iş derken hepsi geçti ve hayal edip yapılanlar haneme yeşil tikler koydum.
Hiç hayalim yok mu var tabi ki. Ama kısa zaman için ve kendim için sanırım artık eskisi kadar değil. Artık daha çok geniş zamana yayılmış hayaller var. Ve hergun o hayaller için hayal kurmuyorum,kuramıyorum. Belki yetişkin olmak böyle birşeydi bilemiyorum.
Ama net olarak bildiğim birşey var ki yetişkin olarak hayata yetişmeye çalışırken ve uyumaya vakit bulmak zorken hayal kuracak vaktimin olmaması pek doğal değil mi?
Sabah iş rutini, arada planlaman ya da araştırman gereken ailevi herhangi birşey. Bu arıtma cihazının servisi, kombi bakımı, temizliğe gelen kadın gibi işler olurken oğlunun gideceği okulu aramak, okula alınacaklar, işten çıkınca yapacagin alışveriş. Serviste yaptığın alışveriş listesi,akşam yemeği için alınacaklar, ertesi gün çocuğun içeceği süt, yiyeceği meyve,senin ise götüreceğim ara öğünün. Tam gün bitti dediğin sırada çocuğun banyosu, yetişmeyen ve yıkanacak çamaşırlar, toplanacak oyuncaklar, toplanacak bir mutfak, kendini odullendirecegin bir 20dk varsa eşinle bir dizi ki 20 dk için olabilecek en iyi ihtimal Netflix. Ertesi güne hazırlanacak kıyafet, belki törpulenecek tırnaklar, uyuyacak çocuğa okunacak bir hikaye. Belki sansliysan uykuya dalmadan kendi okudugun kitaptan 10 sayfa okuyabilmek, uyuyakalmadinsa, gece saat 1:30 olmadıysa. Ve tabi buarada akşam bir saçmalık yapıp gelen maillere bakmadinsa, birine kızıp ya da bir olayı büyütüp anksiyete geçirmedinse. Tam uykuya dalacakken gün içinde unuttuğun önemli bir işi hatırlayıp hay aksi diye kafana vurupta ucak moduna aldigin telefona not almaya başlamadinsa... bla bla bla... buraya eklenmeyen o kadar çok şey var ki bunlar rutin birgün olduğunu düşündüğümde tabi ki akşam çayına gelecek misafir, ertesi güne bu saçlarla girmemeliyim dediğin bir duş. Gece uykunun saçma olduğunu savunan bir 3 yaş olmadığını varsayıyorum sadece evde.
Şimdi hayal kur! Akşam eve gelip herşeyin rutininde gittigi bir günden sonra gel ve hmm yapacak hiçbirşey yoktu ve kafam o kadar boş ki, tüm gün ve gece hayal kurabilirim.. sence?
Öyle koşarak geçiriyoruz ki, ertesi günün geldiğini anlamayı bırak haftalar geçiyor. Bazen birbirimizle aynı evde sakince bugün nasıldı sorusunu soramıyoruz, bazen koştururken atlıyoruz oraları. Hani eski kasetlerdeki filmleri sarmak gibi. Şuan buna vakit yok dediğimizi demeden anlıyoruz. Geçiyoruz orayı selam diddiriridiid şimdi nerde kalmıştık hadi alışverişe, ordan yemek yapmaya, hadi önce banyoya sokalım, aile saati haydi oyuna derken..
Kısacası korona geldi, sokakta yakalayan Ilham perisi gitti. Ama hayaller gideli epey yıllar geçmişti. Bu farkındalık ile şimdi biraz cocuk olma ve hayallere dalma zamanı...
Ve bugün bunu düşünürken daha doğrusu idrak ettiğim sırada aklıma çocuk olmak geldi. Her gün, her durumda ya da istisnasız her gece kurduğum hayaller. Evet aslında şu sıralar aslında uzun zamandır hayal kuramıyorum. Resmen hayatin kosturmacasında buna vakit yok!
Çocukluk zamanlarımı hatırlıyorum da bitmiyordu gerçekten hayaller, sürekli yeni heyecanlı filmler izlemek gibiydi. Bulduğum her fırsatta ileride şunu okuyacağım, şurayı görmek istiyorum, şuraya gideceğim, şu olabilir mi acaba? Şöyle güçlü bir kadın, böyle başarılı bir insan, böyle eş, böyle öğrenci, böyle çocuk olacağım bitmez. Hergun bir yenisi eklenir, bazen olanlar değişir,bazıları hep kalır ama üstüne ekler ekler giderdi.
Mesela birgün italya' ya gitme hayalim ben gidip görene kadar kaldı. Birgün vosvos istedim. Sonra birgün cooper alabileceğime inandigimda vosvosla dünya turuna çıkanlar hayalimden niyeyse vazgeçtim. Hayalimi maddi olarak büyüterek degiştirdim belki de. Istediğim eş, düğün, hayal ettiğim iş derken hepsi geçti ve hayal edip yapılanlar haneme yeşil tikler koydum.
Hiç hayalim yok mu var tabi ki. Ama kısa zaman için ve kendim için sanırım artık eskisi kadar değil. Artık daha çok geniş zamana yayılmış hayaller var. Ve hergun o hayaller için hayal kurmuyorum,kuramıyorum. Belki yetişkin olmak böyle birşeydi bilemiyorum.
Ama net olarak bildiğim birşey var ki yetişkin olarak hayata yetişmeye çalışırken ve uyumaya vakit bulmak zorken hayal kuracak vaktimin olmaması pek doğal değil mi?
Sabah iş rutini, arada planlaman ya da araştırman gereken ailevi herhangi birşey. Bu arıtma cihazının servisi, kombi bakımı, temizliğe gelen kadın gibi işler olurken oğlunun gideceği okulu aramak, okula alınacaklar, işten çıkınca yapacagin alışveriş. Serviste yaptığın alışveriş listesi,akşam yemeği için alınacaklar, ertesi gün çocuğun içeceği süt, yiyeceği meyve,senin ise götüreceğim ara öğünün. Tam gün bitti dediğin sırada çocuğun banyosu, yetişmeyen ve yıkanacak çamaşırlar, toplanacak oyuncaklar, toplanacak bir mutfak, kendini odullendirecegin bir 20dk varsa eşinle bir dizi ki 20 dk için olabilecek en iyi ihtimal Netflix. Ertesi güne hazırlanacak kıyafet, belki törpulenecek tırnaklar, uyuyacak çocuğa okunacak bir hikaye. Belki sansliysan uykuya dalmadan kendi okudugun kitaptan 10 sayfa okuyabilmek, uyuyakalmadinsa, gece saat 1:30 olmadıysa. Ve tabi buarada akşam bir saçmalık yapıp gelen maillere bakmadinsa, birine kızıp ya da bir olayı büyütüp anksiyete geçirmedinse. Tam uykuya dalacakken gün içinde unuttuğun önemli bir işi hatırlayıp hay aksi diye kafana vurupta ucak moduna aldigin telefona not almaya başlamadinsa... bla bla bla... buraya eklenmeyen o kadar çok şey var ki bunlar rutin birgün olduğunu düşündüğümde tabi ki akşam çayına gelecek misafir, ertesi güne bu saçlarla girmemeliyim dediğin bir duş. Gece uykunun saçma olduğunu savunan bir 3 yaş olmadığını varsayıyorum sadece evde.
Şimdi hayal kur! Akşam eve gelip herşeyin rutininde gittigi bir günden sonra gel ve hmm yapacak hiçbirşey yoktu ve kafam o kadar boş ki, tüm gün ve gece hayal kurabilirim.. sence?
Öyle koşarak geçiriyoruz ki, ertesi günün geldiğini anlamayı bırak haftalar geçiyor. Bazen birbirimizle aynı evde sakince bugün nasıldı sorusunu soramıyoruz, bazen koştururken atlıyoruz oraları. Hani eski kasetlerdeki filmleri sarmak gibi. Şuan buna vakit yok dediğimizi demeden anlıyoruz. Geçiyoruz orayı selam diddiriridiid şimdi nerde kalmıştık hadi alışverişe, ordan yemek yapmaya, hadi önce banyoya sokalım, aile saati haydi oyuna derken..
Kısacası korona geldi, sokakta yakalayan Ilham perisi gitti. Ama hayaller gideli epey yıllar geçmişti. Bu farkındalık ile şimdi biraz cocuk olma ve hayallere dalma zamanı...



Yorumlar
Yorum Gönder