Mandalina Meselesi

Koşup ayağımı kanatmıyorum diye belki de bugünkü yaralar? Dışardan biraz kanasa, acısa sonra o kan kurusa da kabuk olsa tekrar tekrar soysam belki içimde açılan yaralar olmazdı..
Sahi bunların hepsi koşarken düşmüyorum diye olabilir mi? Yoksa ne anlamı var tüm bunların.. Çocukken daha mı az acırdı ya da için. Ya da acaba artık içimdeki yara mı kabuk bağlıyor?
Hayat mı garip ben mi..Yaralarda büyüyormuş sen büyürken oysa ki!
Çoğunun derdi değil miydi kolanın içine açılmış çekirdek atabilmek.. Onu ayıramıyor diye bir kısmını öylece yemek...

Kolayla fantayı aynı anda açıpta kokteyl yapamamak değil miydi dert..

Ha bir de mandalinaların portakalların çocuğunun olmadığını öğrendiğindeki şok ve üzgün ifaden olabilir..

Onun akabinde peki o zaman kavunda karpuzun mu değil sormalarında mı değil..
Tüm bunlar değilse zaten çocukluk çocukluğunu yaşamadığın değil mi o zaman dert? Yani derya deniz olanından hani.. O zaman sen sobanın üstüne mandalina kabuğu koyupta kokusuyla sarhoş olanlardan mısın? Olsun oda güzeldi..
Mesele şimdi kanamayan, sarhoş edemeyen, acısa da öldürmeyen dertlerde.. Kim dost kim düşman bilmediğin gözlerde.. Riyakar günlerde..
Eksiliyor ömürden diye büyüyorum sevinç  çığlığı atmıyor oluşun! Şu yaranın başını bulupta koparıp kanatamıyor oluşun..O zaman aferin  büyümüşsün ..

Koşarken düşmeyi becerenler, dirseğini dizini kanatmayı başaranlar varsa ne mutlu... Mandalinanın çekirdeğinden, organiğinden banane ben gerçekten portakalın çocuğu degil mi onu soruyorum.. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar