Küçükken doktor ya da avukat olmak istemeyen var mı aranızda?
Herkesin
hayatı biryerlerde aynı noktalardan mı geçiyor ne? Küçükken doktor ya da avukat
olmak istemeyen var mı aranızda? Eğer o sensen tebrik ediyorum seni..Çünkü çocukluğun
biraz farklı kriterlerle, farklı düşüncelerle gelişmiş haliyle bu da insanlık
için güzel bir adım..
Genelde
hatırladığım ‘doktor olucam ben’ dememizin sebebi neydi? Beyaz önlük mü
fiyakalı gelirdi ? Korktuğumuz şeyi neden olmak istedik yahu bilen biri varsa
beni aydınlatabilir mi? Doktora gideceğiz diye söylendiğinde yuppi demedik hiç.
Ağlaya ağlaya gittiğimizde ise dondurma almaya gidiyoruz sana, gezmeye
gidiyoruz denmedi mi? Oynadığımız evcilik oyunlarında da öyle değil miydi? Anne
– baba ve çocuk ! Sevmediğimiz ya da bizden yaşça küçük olan arkadaşımız hep
çocuk olmaz mıydı? Çocuk olmayı kimse sevmezdi ama hepimiz çocuktuk. Ama anne
babalarımızın her kızdığına kızar, oyunlarda da biz aynı şeyleri yapardık. Niye
yaşayıp kızdıklarımızı yapmaya programlandık ki acaba? Bizi ne etkiliyor bu
kadar? Ta o zamanlarda birşey yapmak istemediğimizde bahane uydurmadık mı
hepimiz? Karnımız ağrıdı , uff oldu , biraz büyüdük ve ateşimiz çıktı tebeşir
tozlarıyla, uykumuz vardı hep. Akşam gelen misafirler hep sevinç ve üzüntü
olmuştur mesela. O gün yaramazlık ve erken yatma günüdür hep.
Dışarı
çıkmak istediğimiz ve izin alamadığımızda nedense bütün arkadaşlarımız
dışarıdadır ama, hepimizin mi ? Peki o zaman içeride yalvara yakara izin almaya
çalışan diğerleri kimdi? Anne herkes sokakta ama, hadi lütfenler gırla
gider.Sende gidersin ama diğer arkadaşın kapısına hadi , lütfen hava kararmadan
gelicez olur , tüm dayatma ve direnmelerle galibiyet senindir..
Öğretmen
yeni ayakkabı da ister genelde, hep te nedense senin ayakkabıların sana eski
geldiğinde , değiştirmek istediğinde. Öğretmen renkli olmasın dedi ama, değil
mi demişti ama..
O
zaman ki arkadaşlıklarda hiç bitmeyecek şekilde sözlerle , kankardeşliğiyle
ebede taşınacaktır. Sen kıskançlık nedir , haset nedir , erkek-kadın nedir
nereden bileceksin değil mi ama? Hayatını paylaşabileceğin başka birinden
kastediyorum erkek – kadın derken..
Tüm
şarkılar, reklamlar ezberinde o gün.
Hepsini bilirsen zekisindir,afferin(afferin - aferin in baskı kurulmuş haliyle
dökülür ağızlardan) benim yavruma diye içten sevgi kucaklaşmaları olur. Çok
hoşuna gider , başarılı birşey yapmışsındır aslında o an için. Biraz büyüyünce
sen aldığın tepki aynı olur ve o zaman kızarsın, of anne ya abartmasana diye
kızarsın. Anlamaz ebeveyn senin büyüdüğünü önceden hoşuna giderdi , anlatırdı
şimdi kızıyor diyerek alınır.
Sen
büyüdükçe o kabullenmez. Tek başına dışarı çıkmana izin verilmez , zorlanır
şartlar. Hep aynı laflar dillerde. Sana güveniyorum yavrum, dışarıdakilere
güvenmiyorum. Eee onlarında anne-babaları dışarıdakilere güvenmiyor. O
dışarıdaki de benim aslında. Görmezler. Gördükleri sadece 3. Sayfa haberleridir
ve seni o haberlerden uzakta büyütmeye çalışırlar, kızarsın. Aslında haklısın
da sen o gözle bakmasan da aynı kapıya çıkıyor olay, senin güven problemi
yaşamamak için ilk adımların gibi adım atmalısın sokakta, tek başına. Ki
öğrenesin gerçek hayatı. Yarın düştüğünde kalkmasını bilesin, insanlara
güvenmeyi ve güvenmemeyi , kime güveneceğini, nerede yanlış yapmayacağını
görmelisin. Hani derler ya 1 musubet 1000 nasihatten iyidir gerçekten öyledir
işte. Sen istediğin kadar söyle , ben yaşamadan inanmam ki , yapımız gereği
görmeliyiz doğruyu , yanlışı!
Zaman
geçer , sen ebeveyn olursun ve o zaman dersin ki haklılarmış. Ben bu minik
bedenin sorumluluğunu aldım , paniklersin. Ve üstüne titrersin. Afferin dersin,
gözünden sakınırsın. O dışarı çıkmak ister ve bu sefer sen dersin dışarıya
güvenmediğini. Neden hep böyledir ve değişmez bir kalıptır hayatımız. O zaman yapılan
yanlışsa bugünde mi yanlış yapılıyor ya da doğruysa neden kalıplaşmış
cümlelerin yerine yenileri gelmiyor. Neden yanlış yaptığında ben sana demedim
mi deriz de , doğruyu sana inat yaptığında iyi ki beni dinlememişsin demeyiz.
Nedir bu büyüklük taslamalar. Herzaman doğruyu sen bilmek zorunda mısın? O
zaman niye herşey istediğin gibi değil.
Demem
o ki tüm doğrular ve yanlışlar bizim için. Yaşadığımızsa bir çıkmaz değil ,
hayat. Hayatın neler getireceğini bilemeyeceğimiz gibi , güvenmesini
bilmeliyiz. Yanlışlarımızdan ders alalım , bulunduğumuz kalıplardan çıkalım
artık : )


Yorumlar
Yorum Gönder