Dışım Evin Hanımı İçim Kakılmış'ı
Hep mi beni bulur arkadaş diyerek sinirlenmeyecegim. Aksine güzel denk geliyor da yazacak malzeme oluyor..Gerçi toplayıp düşününce sorun sende madem demek gayet mümkün çünkü mıknatıs gibi çekiyorum.
6 yıllık evlilik hayatım boyunca belli dönemlerde(büyük temizliği yapıpta bünyemin yerle yeksan olduğu zamanlar) bende ayda bir en azından camları silmek için birini alayım, yeter ama diyorum. Sonra gelen kişiye bir şekilde sinirlenip amaaan sen yap başın ağrımasın diyorum. Aaa bak o kimsenin temizliğini beğenmez buna bayılmış, bak bu kendi ben giderim diye teklif etti diye de duyunca denemekten zarar gelmez, ön yargılı olma diyorum kendime. Sonrası gene sil baştan oluyor da gör bak nasıl oluyor.
Daha evlenmeden eşyalar getirilecek, öncesinde bir temizlik şart dedik. Ayarladık bir ablamızı, geçmiş sene tabi 7 yılı var. Kendileri önce malzeme listesi yanında da kahvaltılık listesi verdi, aldım gittik eve.. Önce evi gezip mimarisi sonra pisliği hakkında konuştu, ben dinledim. Sonra buranın kaba pisliği gitmiş bu inşaat pisliği dedi ona da kabul. Ne yapayım yani kadına? Dedik dedikte sana dinletemedik var git yoluna denmez, geldik bir kere eve. Tamam abla dedim tarife farklıymış ben ne bileyim raconu, haklıdır.. Neyse kurduk salona kahvaltımızı gazete kağıdı üstüne.. Ben diyeyim serpme sen de açık büfe. Ortada normal kahvaltılıklar ama ablamız öyle güzel sakin oturmuş yiyor ki öğlen 2 ye kadar açık büfe kahvaltımız mevcuttur efendim diyesim geldi. Prize de kettle takmıştım, çay iyi gider diye ama bazen insan işte yahu niye bu kadar iyiyim ben diye sormuyor değil. Bak benim terbiyesizliğe sen, orda mis gibi çay var sen kalk iş de olcak iş mi elbet yapılır o işler, bırakmadım ağız tadıyla çayını içiversin kadın.. Gün sonunda bizim açık büfeden mutevellit kalktık işte yaptık ama 1 güne sığmaz olduğu için boya kalıntılarını ben yarın gelip kazıyacağım. Yani kadın sonuçta inşaat pisliği ayrı demiş hem bir güne bitmezmiş ben ne diyeyim usta o, usta ne derse o olur. Haliyle bu ablayla serüvenimiz 1 gündelik aşk olarak kaldı.
Aman başkasını buluruz arkadaş.. Zaten boş eve birini bulmaya gerek yok, sonrasında da bulunur elbet. Hele bir eve yerleş, düzenini kur.
Sonrasındaki serüvenimiz tabi ki gene tek gündelik oldu. Neden? Gene sanatçı kaprisimiz var çünkü.. Bende bir sanat aşığı olarak kaprisini yapanı metabolizmam sindiremiyor.. Burası uzak bana, ayda bir istiyorsun ben doluyum, sevilenim, tutulanım en az 2 dersen gelirim ya da gelmem dendi. Terkedildim anlayacağın..
Bir sonraki muhterem din kardeşim dediler ki beni bugün evden alın ve bırakın ben sonra kendim gider gelirim. Aa dedik tabi neden olmasın, ilk elin günahı olmaz. Eşim gitti aldı getirdi. Beraber kahvaltımızı yaptık. Anam bitmeyen kahvaltı yapmışlar da ben kendime alamamışım zannediyorum ki. Bitmedi. Akşama misafirim gelecek. Müsait misiniz dediler diyemedim ki değiliz ya da olmayabiliriz caaanım ablam çay keyfinden kalkarsa ev kalk gidelim diyor, oturturuz da sonra gelin. Buyrun tabi dedim tamam yabancı değil ama arkadaşta olsa misafir sonucunda. Abla başladı işe ben girdim mutfağı toplamaya, mutfak, buzdolabı falan hallettim bir şekilde. Sonra dedim misafire hazırlık gerek, tabi arada da içerde bir insan evladı var ya servis yapıyorum, hoş tutmaya çalışıyorum. Çay, su, gazoz, kahve.. Derken öğle yemeği diyeyim de geç olmasın dedim. Yemek çay falan gene vakit. Akşam eşim geldiğinde henüz işler bitmemişti. Benim stres olma sebebimse gene benim bu ablam ben eve geç kaldım ama gitmem gerek bu yetişmez dediğindendi. Malum sonrasında ben kendimi yerleri silerken abla da eve gitmek için hazırlanırken bulduk. Eşim götürdü ama ablacım sonrası için isterseniz burası ters beni gene alırsanız sonra da bırakırsanız gelirim dedi.
Gene bunları yazmama sebep olan Eminemle konuyu parmaklamaya devam ediyorum. Büyük krizlerimden en sonuncusu... Kendisi gene kesin bu tamam ya diye evrene olumlama yolladığım kişilerdendir. Hayır millet sevgili falan bulduğunda bunları söylüyor benim hayatımın garip rotası işte.
Benim kadar olmasa da insanların yavaşlığına, çalışmasına takılan titiz birisinin referansı ile gel dedim kendilerine.. Hiç tanımam etmem, kendisini ilk defa zili çaldığında gördüm. Naber canım nasılsın dedi ya ben acaba doğru kişi mi, başkasına mı misafir geldi diye düşünmeye başladım. İyiyim sen nasılsınız Emine? Kişilik problemi yaşadım sanırım bir an. Sonra toparladım tabi. Kadının tarzı bu demek ki. Ben kahvaltı yapıyordum gelsene bir çay iç dedim. Her zamanki şapşallığı yapmaya devam ediyorum tabi ki diye de içimden kendimle tartışıyorum. Alıştığım şekilde rutin sorgudan geçtim.
Kaç yaşındasın?
Nerelisin?
Kaç kardeşsin?
Eşin nereli?
Onlar kaç kardeş?
Kayın validenler nerede oturuyor?
Sen ne iş yapıyorsun?
Eşinin meslek ne?
Ev sizin mi?
Ne zaman kaça aldınız?
Bugün satsan kaça gider?
Bu evi alırken de böyle miydi?
Krediyle mi aldınız?
Kredisi ne kadar kaldı?
Sorgu bittiyse esaret sürecime geçelim be anacım diyorum içimden ki yavaştan ben toplanıyorum yoksa bitmeyecek. Kahvaltı faslını geçiyoruz sonunda. Canım ben şurdan başlıyorum sen arkamdan buraları böyle böyle hallediver. Ooo abla bana dakikasında işi de kilitledi. Neyse derdimiz ortak, sorun yok. Varsın çalışalım. Hatunu tuttum diyorum tam kii içeriden bir gürültü kopuyor. Diyorum gitti kadın koşup gidiyorum içeri ki abla storu yukarı çekeyim derken bütün tavanı kornişi aşağı çekmiş. Ben yıllardır kullanırım vallahi çokta narin değilim ama ben becerememiştim, hay gücüne hayran.. Bir de bu hiç sağlam yapılmamış ama ya diye azarladı sağolsun. Neyse nurtopu gibi kabak camım, elimde kornişim, ipleri atmış bir katlanır perdem oldu. Sonrası güzel hatunun gücü kuvveti yerinde ama ev çiçek gibi daha ne olsun. Sanatçı kaprisi de yok. Akşam üstü biraz sallandık ama olcak artık o kadar insanız sonuçta. Jetgillerin Rozisi yok burda. Eminem giderken ben vestiyeri ve boy aynasını unuttum yaparsın artık o kadarını sen diyor. Yaparım yahu ne olacak..
Ben bu hatunla giderim arkadaş. Napayım yani bana sen bunları yap dedi diye bir daha almayacak değilim ya. Sonuçta kadın yapmasa da söylüyor. Bunun üzerine bir sonrakinde şeytanın bacağını kırdım nasılsa diye rahatım. Zurnanın zırt dediği yer!
Yarın geliyorsun değil mi Emine diye soruyorum bir önceki akşamında, daha öncesinde haberleşince unutmuş olabilir mi diye merak ettim.. Geliyoruz sorun olmazsa görümcem ile dedi. Şimdi böyle söyleyince sorun olsa bile var diyemem, zaten sorun da yok. Sabah 10 da geliriz o zaman canım, görüşürüz öptüm dedi. Benim unuttuğum samimiyet hoşgeldin!
Sabah bebekle çok erken uyandığımdan ben kahvaltımı yapmış ve toparlamıştım. Açıkçası 10 dan sonrada gelince kahvaltı yapmazlar diye de düşünerek. Ama çayın altını kapamadım ki belki içmek isterler. Üstlerini çıkartırken onlar, çay var ocakta Emine dedim, benim kucağımda Ali Demir olduğu için. Tamam da canım kahvaltı yaptın mı sen masa toplu dedi. Yani çocukla erken kalkınca öyle oldu dedim. Biz birşey yemedik dediler. Peki derken mutfağa doğru gittim hazırlayalım dememe gerek kalmadı ki onlar hazırlamaya başlamış, güzel haber en azından hazırlayayım diye beklemiyorlar. Dedim çayın altına bakayım. Aa çay yok ben bunu hangi ara yıkamışım diye şaşırdım ki çay az gelmiş, dökmüş yenisini demleyeceklermiş. Bir çocuk yatırmak bu kadar uyuşukluk ister mi demeliyim yoksa siz ne kadar hızlı kadınlarsınız mi bilemedim. Neyse ben mutfağa girince esas aşamaya geldik demektir. Görümce sorgusuna başladık bu sefer.Niye sen sorgunu özet geçmedin Emine yaaa?
Kaç yaşındasın?
Nerelisin?
Kaç kardeşsin?
Eşin nereli?
Onlar kaç kardeş?
Kayın validenler nerede oturuyor?
Sen ne iş yapıyorsun?
Eşinin meslek ne?
Ev sizin mi?
Ne zaman kaça aldınız?
Bugün satsan kaça gider?
Bu evi alırken de böyle miydi?
Krediyle mi aldınız?
Kredisi ne kadar kaldı?
Ek olarak sen sezeryan mi doğum yaptın bakim, belli göbek kalmış öyle diye noktayı koydu kendisi..
Onlar kahvaltılarını yaparken ben içerde kendi islerimle ilgilendim. Kahvaltı sonrası keyfine hiç birşey diyemem ama ee ben sigarayı mutfakta çayımla içeyim bebeğin odasından çıkılıyor balkona dediğinde yok dedim balkon dışarıdan da kapanıyor oraya çıksanız daha iyi olacak. Hal böyle olunca bir ufak bozuştuk sanırım ama bu konuda kusura bakmayınız. Taviz veremem. Son anda balkonun dışarıdan kapatılan kolunu güç testinden kurtardım ama bu da birşeydir.
Onlar içeride işlerini yaparlarken hem ceyranda kalmayalım hem de kimyasala maruz kalmasın yavrucak diye oda oda gezdik. Onlarda kendi içlerinde vurdular gıybetin dibine. Merve evleniyormuş, halisini abisi alıyormuş, gelinliğini haftasonu kayın pederi, hepsini bu haftaya sığdıracaklarmışta, nasıl olacakmış duyuyorum. Arada aman gel burda milletin ağız kokusunu çek en zor iş ev işi diye bir söylenme duy. Kim ne olursa olsun 3 kuruş kazanıcam diye yani ne gerek var? Bana değil herhalde diyorum. Öbür taraftan telefon geliyor birine.. Aman canım sabah 8,5 akşam 5,5 giderken de 2 vesait Nesibe. Sen ısrar ettin diye gider konuşurum yoksa ben günde 9 saat çalışıcam bir de araba in bin yapamam diyor. Anaaaa ben yıllarca ne yapmışım ya diye düşünmeden edemedim, saatlerce yok git sonra 10 saat belki daha fazla çalış. Neyse bu benim sorunum.
Bir diğer telefon geliyor, yoğunlar. Makarna sosu tarifi veriyorlar, önemli birşey değil ya kulak kabartıyorum. Belki güzel bir sos öğrenirim. Arada bana sesleniyorlar kuru bez bitti, yağ çöz az.. Biten Kuru bezi bilmem ama 15 tane mikrofiber açıldığını biliyorum. Gene de bitti deyince eski usül dedim ki esimin atletlerinden vereyim çocuğu doyuruyorum 2 dakika dinlen sen getireyim. Ama çok düşünceli insan, ben 2 tane atlet aldım çekmecesinden yahu senin gelmene gerek kalmadı diyor.
Biz ne ara bu kadar samimiyeti kurduk. Ben hiç birşey hatırlamıyorum. Sonrası ise bende çamaşır suyu kafası sanırım, zaten 3 te bitmişti işler.. Aa çok hızlısınız yemek söyleyecektim şimdi diyorum ama dalga geçer bir ifadeyle bakıyorlar. Sanırım ben bu bakışı abarttım diye düşünüyorum. Safim ya ben. Onlardan sonra mutfağa yemek yapmak için giriyorum. Ocak temiz değil, dolap kapağını açıyorum sıçrayan yağ duruyor. İnsanlık hali. Yemek sonrası İçeride ışığı açmaya gidiyorum ampul silerken yerinden oynamış açılmıyor. Sıkıştırmak için yukarı çıkıyorum. Avize toz içinde. Allah allah görmediler galiba diyorum. En son gece sıcak olduğunda balkona sodamı ferah ferah içmek için çıkıyorum balkon camlarını da lekeli görünce artık sinirleniyorum. Sabah yazayım da dağ dağa küsmüş olmasın diyorum. Demez olsaydım.
Hatuna kibarca bu sefer çok yer lekeli kalmış, göremediniz galiba ama başkalarında sorun yaşarsınız hani 2 kişi çalışmakla bir ilgisi varsa haberin olsun diyorum. Cevap aç karnına o kadar oluyor şeklinde gelince eşekten düşmüşe dönüyorum. Neyse çirkin bir birlikteliğin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız o halde.
Demem o ki bir daha ki ay gene ahh ben kimleri bulsam diye düşünüyorum. Ama en önemlisi Merve kız sana mutluluklar dilerim, makarna sosu yapan kız sana afiyet olsun ve tabi ki Nesibe abla bence o iş olmaz boşa zorlamanın alemi yok! Bana gelince, Kakılmış'tır benim adım her yeri siler süpürürüm.


Yorumlar
Yorum Gönder