Minibüste AşK başkadır!
Bugün tatillere bakar oldum az
biraz önümüzdeki ay nereye gitsekte 3-5 gün kafa dinlesek diye. Bunlarla
uğraşırken birden aklıma garip birşey geldi. Acaba dedim kendime alsak
çantamızı kolumuza da binsek otobüse , trene neyse öyle mi gitsek gideceğimiz yere..
Tabi şuan nacizane benim fikrim ,
eşime söylesem ne der az çok tahmin ediyorum ama..Merak ettiğim mesela başka
şehirlerde minibüsler nasıldır,nasıl binilir nasıl inilir? Kadınlar koltuk
yarışında birbirini omuzlar mı? Erkekler yer vermeyip oturdu diye 1.derece can
düşmanı olur mu? Yoksa burası İstanbul ve insanlar evet çok fazla trafikte
zaman geçirdiklerinden bu bir bıkkınlık esinlenmesi midir? Derdim şuan tatile
değil araştırmaya gitmek yani : )
İnsan günde 4-5 saat yolda vakit
geçirince ister istemez eğlence arıyor kendine,hele bir de benim gibi agresif
yapıya sahipse ya delirecek ya dövecek ya da gülecek..Baktım gençliğimin
baharındayım, saçımda 3-5 tel beyazım da olsa mutluyum, öyle de böylede ya bu
yol çekilecek ya bu diyardan gidilecek..Çalışmayı sevmesem amennaaa, ama bana evde afakanlar basıyor , Cumartesi
Pazar evde kalmayayım ya bir dolap döküyor ya da mutfakta yemediğimiz hamur
işlerine saldırıyorum,salona serilip puzzle yapıyorum. Yani iki ucu yoğunluk :
)) Mutlak olacak yoğunluk ki ben koşturayım , koşarken nefesi zorla alayım bir
tebessüm bendeki o zaman sorma! Haftasonu da aynıyım bir fark yok yani,
alışkanlık işte..İşe gidip gelirken de aynı iş aynı şiş..
Haftasonu için plan yapmaya
kalkıyoruz mesela,onu mu yapsak bunu mu yapsak gerilmeyelim geniş geniş hareket
edelim diyoruz, işte sabahına kalkıp telaşlı bir kahvaltı , ek çıkan bir iş ,
koşturup gidilen alışveriş, yetişmeyen gün , bitmeyen işler hep bir öflemeler
devam eder,gider.
Konuya nereden geldim hay allah ,
aslında minibüslerdi derdim dün sabah bindim arabaya ne kalabalık ne kalabalık
, gözümden uyku da akıyor, havasızlık zaten baş ağrısı yapıyor.O an benim koltuğun başında durduğum noktadaki
kız kalktı inecek , arkamdaki diğer bir genç kız benim üstüme atlamak suretiyle
kendini koltuğa çantasını benim kollarıma fırlattı..Terbiyesize çirkeflik
yapmamak adına atılmadım da ama bendeki o yoğun ateş ,duman gözleri kör
edercesine yakıcıydı maşallah, elimde değil : ( Neyse sabahı atlattık öyle ya
da böyle bir öfke bir sinir bir yorgunluk , uykusuzluk ofiste gün içinde
unutulup gidiyor işte. Akşam olupta hava kararmaya başladığında aynı telaş
sarıyor beni nereden gideceğiz , nasıl gideceğiz , kaç saatte gideceğiz acaba
diye. Bindiğim minibüste saçım başım dağılmış , soğuktan üşüyüp titremiş vaziyete
gelen minibüse bindim. Oturacak yer yok evet ama ayakta yolcuda 1-2 tane
olduğundan çok şanslıyım. Parayı uzatırken şoföre önümdeki bayandan pardon
diyerek kolumun şoföre doğru uzaması için müsade istiyorum. O arada hanımefendi
benden sanırım 25-30 saniye önce arabaya bindi... Şoför bayanı sıkıştırdığımı
düşünerek kızdı ve abla bee parayı uzat geç arkaya bak boş araba , ne sıkıştın
buraya, cevap vermemek için sayıyorum 1-2-3-4 hayır bir ben mi fazla geldim
sana anlamadım diye çığırasım var vatandaşa ama neyseee ben taktım tabi kıza da
şoföre de yol boyu bir muhabbet bir muhabbet nasıl keyifli , hiç canım
sıkılmadı hani,eğlenceli. Yolu yarıladığımızda soför kardeşciğim o kadar
rahatsız ki kız yanında ayakta dikiliyor diye utanmasa kendi yerini verecek ,
neyse ki aklına geldi de bozuk para edavatlarını kaldırdı centilmenimiz yer
açtı kızımıza. Gidiyoruz biz ama ben diyeyim 20 sen de 30 kilometre hızla
üstüne çıkmaz, yol biter maazallah! Allahtan kız inecek diye korktu o arada
telefonlarını aldılar da birbirlerinin , gördük 40-50 km hızı. Yoksa halimiz
nice olurdu.
Uzun lafın kısası onlar erdi
muradına, biz vardık 30 dakika uzatmalı yuvalarımıza..Gerisi tüm bekarların
başına ve tüm minibüslerde saatlerce zaman geçiren diğer insan evlatlarına : )


Yorumlar
Yorum Gönder