Güne küçük bir felsefe
Tam da yazdığım
şuanı hayal etmeni istiyorum. Arka fonda Nev Zor derken kısık bir tonda, ben
mutfakta loş led ışığı altında çay demledim. Bulaşıkları yıkıyordum ki öyle zor
gelen birgünün ardından olunca tabakları kırarcasına çitilediğimi farkettim.
Halbuki makine boş bekliyor, elim suda üstündeki negatifliği atmak istiyordu
demek..
Tüm bulaşığı
bıraktım öylece, salonda kurulu ofis düzeninden fişini çekip bilgisayarı alıp o
ilhamın geldiği mekana geri döndüm. Tekrar ilhamı getirdiğine inandığım o şarkı
fonda..
Biliyorum duymak istediklerin bunlar değildi, öyle ya sen 19
unda koca bir kadındın! 19 yaşında dinlediğimde ahhh ne de kocamandım, herşeye
yeterdim. Bugün aynı hissetmediğim 33 yaşımdayım.. Küçücük hissediyorum,
hiçbirşeye yetmediğimi, ne kadar mutlu olmak istesem de etrafta hep baltalamaya
çalışanlar olduğunu, ne kadar mutlu etmek istesem o kadar mutsuz gözükenleri..
Bıraktım hepsini bugün.. Tam tersine, kafamı bırakamadığım gibi bir yere..
Kimsenin günü kolay geçmiyor, hiç kimse için hayat evet
harika değil.. Ama bir doyum ve taşım noktası belki de benim için.. Bir mail ,
istenmeyen bir haber, geçmişten aldığın darbeyi bugün öğrenmek..
Bugün bir koçluk eğitim günüydü ayrıca.. Ne yaman ve çelişkili
bir günmüş gerçekten.. Kendi kendime koçluk yapmaya çalışma sebebim bu belki
de..
Ne olmasını isterdin Gizem? O mail gelmese ne gelsin isterdin,
o cevap yerine ne yazmak isterdin?
Verseydin o zaman Gizem? Seni ne engelledi?
Bugün o telefona bakmasaydın Gizem?
Yıllar önce olmuş birşeye tahmin ettiğin halde bugün neden
bu kadar kırıldın Gizem?
Hepsine bir cevabım var evet.. Birgünde kafamı da kalbime de
değiştiremeyeceğimi de biliyorum, evet..
Ama bugün bir kez daha özlediklerime gidemediğimi, zamanın nasıl
yalnızlaştıracağını gördüm. Zaman sevdiklerini alıyor, kokusunu alıyor, 19
yaşındaki o cesur, herşeyi bilen kadınını alıyor..
Bir de bugün farkettim ki, sabrım kalmamış – yorulmuşum biraz..
Ağlayacak zaman yok, yer yok lanet olsun büyümüşüm.. Ağlamazsın yetişken olunca..
İçimde yıllardır ağırlığını taşıdığım gram laflar büyümüş
ton olmuş, kırmış, yıpratmış. Vicdanım ne kadar hür halbuki.. Bugün hala o
kıranları geri dönüp kırmamak için çabalıyor olmamın sebebi ne peki? Buna
verecek cevabım bile yok ama biliyorum herkes yaşıyor yaşattıklarını,
kırdıklarını..
Bir kırgınlık bin küslüğe bedel bazen… Öyle tuz buz olmuş
bir cam parçası gibi düşün, hiç birşeyin eskisi gibi olma ihtimali yok.. Hatta
onları birleştirmek öyle gereksiz ki cam
cam değil..
Farkediyorum ki Vay yine mi keder vay çileli başım, ortasında
kışın şarkısı fonda bu sefer.. öyle yazıp yazıp silip durduğum anların bir dışa
vurumu işte.. Eski şarkılar ne güzel ahh yaş almak böyle birşey mi? andaki hiçbirşeyi beğenmemek..
Fonda...( Cem Adrian - Kül) kesinlikle içimi okuyan birileri çalıyor bu şarkıları..


Yorumlar
Yorum Gönder