Kurtçuklarla İmtihanım


 Bundan seneler önce kardeşimin yaptığı bir kendin yap projesi (DIY) hediyem oldu. efsane görünen bir kapı susuydu kendisi. içinde çubuk tarcinlar, fırında kurutulmuş portakallar, yeşil kurutulmus görünümlü yapay çiçekler.. ben beceriksiz böyle bir el emeğine hayran kalarak evimin kapısına astım tabi ki onu. sonra günler, haftalar geçti..bir  akşam iş dönüşü eve gelirken kapi girişinde minik kurtçuklar karşıladı beni.. daha önce kurtlarla başka bir trajik anım sebebiyle oldukça panikleyerek nasıl olur diye kolumda çantam varken daha kapıyı temizlemeye koyuldum. Birini alıyorum, çamaşır suyuyla kapıyı siliyorum kokuyu alan bir başka kurt cee ee diye selam veriyor. kaşınmaya başladım,huylandım. hemen kapı önünde eşyalarımı içeri fırlatıp aklıma gelen saçma şeylere kafa yorarak, kapıyı silip kurttan iz kalmadığını düşünüp kapı girişine en yakın yer mutfak! aman allahım ne kurtlandı fikrine büründüm. mutfağı talan etmeye başladım. ama esas şey  aklıma gelmiyordu.  bakliyatlarin olduğu dolabı döktum. daha yeni temizlenmiş dolap ve kutular içinde cebellesirken eşim aklı selim davranıp tekrar kapıya gitti ve geldiğinde selpakta yeni kurt leşleri ile bana selam verdi. çıldırmak üzereydim. bu kapı süsü olabilir mi sorusuna sacmalama kurumuş cansız birşey mi? tepkimi hatırlamak istemiyorum. ama dogru cevaptı! beni dinlemeyerek kapi susunu getirip mutfak tezgahında,  ışığın altına yatırdı. ameliyat ediyordu resmen canım cansız çelengi. en son bir tane portakal dilimi içinden çıkmaya çalışan kurdu aldığını gördüm. mutfak, tezgâhım, bitmeyen kurtlar, cansız dediğim çelenk..herşey gözümde  flaş 

çakan fotoğraf gibiydi. el emeği ya atmaya da kıyamıyorum. eşim topladı poşete, bağladı. geri aldım. çıkıp kapıya ayikladim canlı cansız herşeyi, bıraktığın tek şey çelenk oldu. ve üstüne sarılmış gerçek yapay çiçekler. bunları bari sıcak suda bekletelim dedim. hem kasinip hem de onlarla uğraşmak benim için oldukça psikolojik yorgunluktu itiraf ediyorum.

Geçenlerde gene noel, yeni yıl, yok diy projeleri derken bütün sosyal medyanın aynı işleri yaptığını görüp atmış canım kardeşim bana mesajla, abla bak diye.  baya anısı kalmışsa demek. daha o portakallara bakarken kaşıntı tuttu beni.

ki benim kurtlarla ilk imtihanın da değildi doğrusu. daha önce de bir çalışma arkadaşım sağolsun Bursalı kestane seven arkadaşına köyünden aşırı lezzetli kestaneler toplamış getirmişti. çokça olduğu için ne yapabilirim ki dedim. dolapta kalsın yıka, poşetlere böl, buzluğa at dedi. o gün beklettin dediği gibi, ertesi gün akşam eve gidecek ve poşetlere bolecektim avuç avuç. iş yerinden çıkmadan 2 saat önce farkettim ki ustumde bir kurt. herhalde ogle saatinde yuruyus yaparken bir yerden üstüme düştü dedim. ama sonra bir tane bir tane de çorabının içinde derken. o günü hatırlamak bile istemesem de elim bir hastalığa yakalanıp içimin kutlandığını düşündüğümü bile hatırlıyorum. ta ki akşam  yıkanıp dökünup kıyafetlerimi makineye attıktan sonra hadi kafanı dağıtmak için bahane, doğru kestanelere dediğimde poşetin içinin kurt dolu olduğunu görmenin mutluluğunu ve es  zamanlı olarak  geçirdiğim sınır krizini anlatamam. kestaneleri doğruca binanın dışına çöp kutusuna götürüp sonra da evi nasıl çamaşır suyuna boğdum, sanırım dusunebiliyorsunuzdur.


Bunları hatırlamama vesile olan sosyal medyadaki kuzenimin paylaşımı olsa da bugün yazmamdaki sebep ise bambaşka. bugün de aile sineması yapalım dedik. rutin haftasonu akşamımiz. Geçen haftada yeni aldığım cin mısırlari malum kendi kavanozuna doldurmuştum. eşim film oncesi mısır patlatalım dedi. ben çay demlerken o mısır için tencere arıyordu. bizim afacan ise yardim edecek ya al sen mısır kavanozunu aç ve boşalt mutfak masasının üstüne. ona bir anlık ne yaptın sen çığırtmam, anne bak oynuyorlar diye dönüp bana bakması. benim masaya donmem. ah hayır ama yaaa masamız, mutfak , ben ve yine kurtlar. eşim bir hışımla kavanozu boşaltıp çöpe yollandı. ben yerlerde kurt arayıp elimde çamaşır suyu dönmeye, afacan ise olay kritiğini iş bittiğinde hala yapıyordu.

ne oldu? film saati rotarli da olsa yapıldı. onlar uyudu. Saat gecenin 1'i ve ben mutfak dezenfektasyon işini henüz tamamlayip ee bunu yazmak artık şart oldu diyip yazmaya koyuldum.

bir insan aynı olayı, farklı kurgularda kaç kere yaşayabilir bilmiyorum. bugün o kurtların fotoğrafını çekseydim de bloğa - yazima koysaydım diye rutin birşeymiş gibi dusunmem de ayrıca bir sorun olabilir belki. hiçbir fikrim yok! tek bildiğim kaşınmak için bir sebebim yok.  . ve hayır  pis bir insan değilim, sadece olay insanıyım ve   belki de kurtlar beni seviyordur. olamaz mı?

Yorumlar

Popüler Yayınlar