Kabaklar karıştı,Karpuz da şaşırdı
O kadar taşıdım. Dirsek eklemimde kas kasılmasına sebep oldu. Sağa sola dönduremedim kolumu. Öyle de hevesliyim ki akşama buz gibi tatlı mı tatlı bir karpuz yiyecegim. Kokusu bütün mutfağa yayılacak önce, sonra balkona götürüp yiyene kadar koridora.
Eve geldiğimde ilk işim çantamı vestiyere bırakıp karpuzu tezgaha kaldırmak oldu. Poşetinden çıkartıp kesmeye koyuldum. Ilk bıçakla kuturdemesi gerekiyordu oysa. Aksine ekmek keser gibi bir hava. Koku yok. Rengi bembeyaz.
Taşıdığına mı yanarsın, kolunun ağrılarına mı, hayallerine mi yoksa hevesinin kursağında kalmasına mı?
Ben ne yaptım peki? Tabi ki o kadar taşıdım bunun benim bütün planlarımı bozup üzmesene izin veremezdim. Çok lezzetliymiş gibi yapıp tüm senaryomu uygulamaya devam ettim.
Sonuç mu? Kabak tadındaki karpuzu içini görerek almadığıma göre hayatı kendime zindan etmeme gerek yoktu. Ve kabakta olsa tadi dışındaki herseyi hakkıyla yaptım.
Ama bugünkü aklım olsa önce o karpuzu öyle taşıyacağım diye o kadar kolumu agrıtmazdım sanırım. Ya daha küçüğünü alırım, ya arabayı ya da yardımcı olsun diye eşimi. Hadi onu aldık ta kabak çıktı yemeğe uğraşmam sanırım sırf mutsuz olmayacağım diye. Aksine daha mutlu olurum ya gider yenisini alır ya da moral depolasın diye bir dondurma koyar yerim yerine.
Bir karpuz için bu kadarını yapmaya gerek yoktu. Ama bunu bilemedim, görene kadar da bu yaşa geldim. Bence kimse ya da hiç bir meyve, nesne için bu kadarına gerek yokmuş çok geç öğrendim.
Karpuzdan nereye geldin dostum, ne alaka diyen arkadaşım kabak deyince aklıma ilk gelen karpuz değil aslında kabak tadı veren insanlar geliyor desem belki de anlarsın ;) ki geri dönüp bu açıdan okursan belki çok daha fazla şey anlarsın!
Eve geldiğimde ilk işim çantamı vestiyere bırakıp karpuzu tezgaha kaldırmak oldu. Poşetinden çıkartıp kesmeye koyuldum. Ilk bıçakla kuturdemesi gerekiyordu oysa. Aksine ekmek keser gibi bir hava. Koku yok. Rengi bembeyaz.
Taşıdığına mı yanarsın, kolunun ağrılarına mı, hayallerine mi yoksa hevesinin kursağında kalmasına mı?
Ben ne yaptım peki? Tabi ki o kadar taşıdım bunun benim bütün planlarımı bozup üzmesene izin veremezdim. Çok lezzetliymiş gibi yapıp tüm senaryomu uygulamaya devam ettim.
Sonuç mu? Kabak tadındaki karpuzu içini görerek almadığıma göre hayatı kendime zindan etmeme gerek yoktu. Ve kabakta olsa tadi dışındaki herseyi hakkıyla yaptım.
Ama bugünkü aklım olsa önce o karpuzu öyle taşıyacağım diye o kadar kolumu agrıtmazdım sanırım. Ya daha küçüğünü alırım, ya arabayı ya da yardımcı olsun diye eşimi. Hadi onu aldık ta kabak çıktı yemeğe uğraşmam sanırım sırf mutsuz olmayacağım diye. Aksine daha mutlu olurum ya gider yenisini alır ya da moral depolasın diye bir dondurma koyar yerim yerine.
Bir karpuz için bu kadarını yapmaya gerek yoktu. Ama bunu bilemedim, görene kadar da bu yaşa geldim. Bence kimse ya da hiç bir meyve, nesne için bu kadarına gerek yokmuş çok geç öğrendim.
Karpuzdan nereye geldin dostum, ne alaka diyen arkadaşım kabak deyince aklıma ilk gelen karpuz değil aslında kabak tadı veren insanlar geliyor desem belki de anlarsın ;) ki geri dönüp bu açıdan okursan belki çok daha fazla şey anlarsın!



Yorumlar
Yorum Gönder