Biranda Tayland da Buldum Kendimi!
Kafam
atık bir dönemdeyken , ben bana fazla geldiğim bir dönemde eşim uzaklaşalım
dedi,nereye gideceğiz ki sanki beynimi,düşüncelerimi burda bırakıyorum dedim??
Bırakacaksın bak dediğinde pek umursamaz bir halde he heee dedim.. Kısa bir zaman sonra kısadan
kastım 3-4 gün kadarcık , akşam yanıma geldiğinde hazırlan 1 hafta sonra
tayland’a gidiyoruz dedi... Ya yürü git, kafa bulma benimle dedim..Ciddiyetle
“hiç bu kadar ciddi olmamıştım uzaklaşmaya ihtiyacın var” dedi. Evette gene
söylüyorum benim beynimden uzaklaşmaya ihtiyacım var,ülkeden değil ki... Ama
anlatamadım bütün gece ikna etmeye çalıştım, çok uzak yol, gereksiz uçak
serüveni, aptalca bir yorgunluk, ihtiyacım olan bu değil gerçekten, hem hava da
o kadar kalmaya korkarım ben,ayrıca ben otel tatilini 6 ay önceden planlarım
taaa Uzakdoğulara nasıl 1 haftaya çıkarım – saçmalama.. Unut bu fikrini, kounu
kapanmıştır dedim ve uyudum..
Ertesi
gün iş yerindeyken mail geldi , “işlemininiz başarıyla tamamlanmıştır” maili
eşimden forward edilmiş. Tatili almış,bana mail atıyor..Birbirimizin fikrine bu
kadar önem verirken biz nasıl yaptı böyle bir saçmalığı aklım
almıyor,sinirlerim tepeme zıpladı. Aradım sanki faydası varmış gibi , ödeme yapılmış, uçak biletleri vs. tamam
tek sorun benim hazır olmamamda..
Kaçarım
olmayınca suratta assam hazırlanmaya başlıyorum. Çaktırmıyorum ama sanırım
beynimden uzaklaşamadım ama beynimi dolu olduğu düşüncelerden uzaklaştırdım –
farklı konulara yoğunlaşmak sanırım iyi geldi. Günler hızlıca ilerliyor biz
sırt çantamızı ve küçük valizimizi hazırladık- gidiyoruz.
Neyse ki
Allah onu benim şerrimden korudu ve gidiyoruz. 10 saat uçma fikrinin ne kadar
saçma kabuslarla dolu olduğunu bilsem de , gerçekte gayet makul, rahat ve
kolaymış.. Allah beni
beynimin hazırladığı karabasanlardan korusun.amin!
Bangkoktayız.Yüksek
binalar,otoyollar..Burayı gezmesekte ilk görünüm bana İstanbul’un biraz daha
düzenli halini gösteriyor. Pattaya da ne işin vardı asıl Bangkok görülecek yer
diyenler oldu..Sen de aynı şeyi diyebilirsin.. Burası için zaman harcamak
istemedik çünkü wat yani onların ibadethanelerinin görkemi beni şuan
etkilemiyor. Beni şuan için etkileyenler doğal yaşam,hayvanlar, botanik
bahçeler,okyanusta bir adada yüzme molası vs. ...Senin için öncelik wat ise
tabi ki Bangkoktan başlamakta bir sakınca yok..
Önce
krallığa ait olan dünyaca ünlü Gems Gallery – mücevher fabrikasına gitmek
istiyoruz.İyi ki gitmişiz, güzel bir deneyim oldu,elin uzakduğulusu dikkati
neyle çekebileceğini biliyor tabi. Hologram gösteriler ,3 boyutlu efektler vs.
ile waaay canına demekten alamadık kendimizi.Sonra mücevherlere bakalım dedik,
evet satana kadar yapışıyorlar ama bizde kaç kaç modda değildik açıkcası.
Bundan seneler önce Kapadokya gezimizde eşimin bana o an ki imkansızlıklar
sebebiyle alamadığı bir yüzük ikimizinde aklında.. Bu yüzden bugün o birşey alıp
çıkmak istiyor, bende ucuzundan birşey alıp çıkmak istiyorum..Normale göre
Taylandda inci , pırlanta ,safir zaten çok ucuzmuş- ana vatanı dediler. Bakınca
da karat karat yüzüklerin fiyatları neredeyse bizimkilerin 3 te 1
fiyatına..Neyse daha uzatmadan ben bir safir yüzük aldım, hem eşim hem benim
bayıldığımız..Hemen parmağımın ölçüsüne göre kestirildi, bekleme süresince biz
de hoşgörüyle misafir edildik. Yüzüğe ve bunu anlamlandıran kocama sevgiyle
baka baka otele kadar geliyoruz. Pattaya merkezinde sahille cadde arasında
kalan otelimize yerleşiyoruz. Kısa bir dinlence ve valizdeki kıyafetlere nefes
aldırdıktan sonra biraz keşfe çıkıyoruz. Önce sahili biraz talan edip , sonra
caddeye geçiyoruz. Tuktuk adını verdikleri toplu taşıma araçları , adım başı
masaj salonları ve kapı önünde oturan masör kızları, exchange
büroları,...Haritamızı alıyoruz , 7/11 marketten de sadece internet paketli bir
hat.. Gezmek için navigasyona ihtiyaç olacak!
Tuktukçular
turist gördüler mi, hele bir de ne kadar diyen turist gördüler mi dayanamayıp
kişi başı 1000 baht çekebiliyorlar – indi bindi normalde 10 baht!
Sokaklar
berbat kokuyor evet 3 gün yemek yiyemedik..Her yerde aldığımız ağır baharat
kokuları , bizdeki sokak simitçileri gibi arabalarla meyve , böcek ,
balık,tavuk, mısır aklına ne gelirse kızartılıp satılan bir kültür.. Görüntü
kötü , koku daha da kötü olduğundan arabayı görüyoruz karşıya geçiyoruz bu
cadde de görürsek gene karşıya geçiyoruz. 3 gün sonrasında o ağır koku azaldı
mı acaba diye soruyoruz birbirimize ama bizim alıştığımız çok belli değil mi?
Gün boyu
çok yorulduğumuz için akşamları normale göre az geziyoruz..Zaten bizim eğlence
görüşümüze aykırı görüşleri var ve bizi rahatsız eden durumlar söz konusu. Biz
biraz müzik dinleyip , birşeyler içip kalan enerjimizle odamızda kahve ve
ertesi gün planlarıyla geçirmeyi tercih ediyoruz.
Giderken
götürmediğime üzüldüğüm şeylerden biri çikolata..Öyle çok düşkün biri değilim
ama gün içinde sıcak ve nemde enerjimiz tükendikçe ihtiyaç hissettik ve
aldığımız çikolata bizim damak tadımıza uygun değil, yiyeyemedik.
Yetmedi
zaman aslında , ne kadar Bangkok göremedik falan durumunda üzülmüş değilsekte..Pattaya
bitmedi! Tamam itiraf ediyorum aslında Mercan Adasının güzelliği bize
yetmediğinden 2 gün gittik ve o yüzden yetmedi ama, okyanusun farklı bir rengi
, güzelliği varmış.Adanın kumu bambaşkaymış,pamuk üstünde yürüyormuş gibi
hissettiriyor ve yüzmese bile o kumun üstünde yürümek istiyor insan. Haliyle
tercih ettik , aklımızda daha da kalacak olan şey adaydı, yaptık hepsi bu.
Bize
göre farklı bir kültür. Kadınların çoğu taksi ya da tuktuk şöforü. Deli gibi
araba kullanıyorlar – 80 km hız yazan yer de 150 ile gittiğimizi gördüm. 2
saatlik yolu da 50 dakikaya gittik diyebilirim.
Karış
karış , sokak sokak gezdik neredeyse abartmayayım ama günde 20 km kadar.
Fitness salonları dikkatimi çekenlerden oldu. Altında yükseltilmiş bir beton ,
yanlarda direkler ve en üstte bir tente. İçeride de aletler. İnsanlar dışarıda
ve dışarıya bakarak koşuyor , sevimli ve çok değişik geldi.
Masaj maaasaj
diye bağıran kızları atlarsam yazık
olur. 10 mt. Karelik bir dükkanın önünde 15 tane kızın oturduğunu düşünün ve bu
kızlar seni kaparlarsa içeride 10 mt. Karenin içerisindeki sedyelerden birine
oturtup masaj yapabiliyor. Saati 20 tl gibi bir ücret olduğundan tabi ki çok
uygun ama bu salonlara gitmek bana hijyenik gelmediğinden biraz fazlasını verip
en lükslerinden birine gitmeyi tercih ediyoruz. Biraz fazlası dediğim miktar
masaj 30 tl ve bahşiş 10 tl ye denk gelen bir bahşiş gayet makül bir ücret.
Fille safari!
bayıldım , olağan üstü bir deneyim gerçekten. Hayatımın enlerindendi. Ne kadar
çok üzülsem de.Hayatlarını köle gibi geçirmelerine , kulaklarından asılıp
çekilmelerine gönlüm razı olmasa da...
Gencecik
ve çok güzel kızlar gördüm , dibim düştü resmen. Ama 17-20 yaşlarındaki bu
kızların yanlarında 60 yaşlarında amcalar görünce nutkum tutuldu dememe gerek
yok sanırım.
Hayatımda hiç bu kadar ucuza kalamar yememiştim , hem çok taze hem çok ucuz. Kalamar sevdalısı biri olarak bu olay çok hoşuma gitti.
Thai mutfağını da denedik ama cesaretimiz elit thaililer gibi yapmaya yetti : ) Avm içerisinde aradık taradık , gözümüze biraz daha iyi gelen bir restauranta girdik. Chopstick kullanarak balık yeme fikri cazip gelmediğinden önce çatal bıçak sorduk. Olduğunu duyunca oturduk , masada oturan insanların ortasına küçük bir ocak - tava gibi birşey getiriyorlar ve siz onun içerisine sipariş ettiğiniz balıkları atıp pişiriyorsunuz. Biz AVM ye ilk girip içerideki 3 katı gezmeden önce oturan 4 kişilik bir aile biz girdiğimizde yemeye devam ediyordu. Biz sipariş verdik , beyaz lahana salatası , somon , dülger balığı , kalamar 2 farklı balık daha adını hatırlayamadığım şimdi. ama 2 kişi olduğumuz için hepsinden birer porsiyon.Yanında da bir sürahi kola.
Önce tavamız geldi , altı açıldı.Çorba geldi ama bu çorba değil su - içmedik. sonra siparişlerimiz geldi.Gördüğümüzde önce şok olduk sonra gülmekten beter olduk. Gelen 5 çeşit balık bir tabak levrek etmez mi ? etmedi.. Somonun arkası neredeyse gözüküyordu ve 5 cm uzunluğunda olmayan 3 parça ki en büyüğü buydu. Diğerleri için yorum yapmaya gerek yok tabi ki zaten ocağın ayarını tutamadığımız için garson müdahalesi gerekti bir de beni görünce şok oldular ben beyaz lahanaya bayılırım ki katur kutur yerim. Burda da salata niyetine yemekteyim ama onlar çiğ yemezlermiş , bu tavanın üstüne atılır tat olurmuş balıkla karışıp yenirmiş - bilemedim onu ben. Tok oturduk aç kalktık deyimi ilk defa bu kadar yerinde oldu sanırım , çünkü midemiz uyarılmış olduğundan çıkınca yiyecek birşeyler aradık.Hindistan cevizinde de aynı şeyi yaşadık. Millions Parkta gezerken hndistan cevizi suyu aldık, içtik ama ortası oyulmuş tadı da bu kadar güzel olan hindistan cevizini atmaya kıyamadık. Aldığımız kadına gidip ortadan 2 ye bölüp bölemeyeceğini sorduk. Nedeni sordu o da..Yiyeceğiz deyince bakışı görmeniz gerek : ) Onlar orada sadece suyunu içiyormuş yeme işini hayvanlar yapıyormuş..
Sonuç olarak gittik, gezdik,yorulduk. Gerçekten kafam dağıldı,düşüncelerden arınmak için böyle değişik ortamlara da ihtiyaç olabiliyormuş. Artık daha iyiyim!




Yorumlar
Yorum Gönder