Gelmişine de Geçmişine de İsyaaaaan !

            Artık günlük yaşıyoruz hayatı. Bugün mesaj atınca cevap gelir gelmez , telefon açıyoruz açan olur olmaz..Sonucuna bakmıyorum , yapıtğımız eylemlerle ilgileniyorum şuan.

Sosyal ağlarda o an ki duygumuzu paylaşıyoruz , birine kızıyorsak, seviyorsak o an yazıyoruz..
Bu zamanda mektup yazan var mı desem yok ya da çoook az.. Peki mektup gibi e-posta atan o da mı yok? Bu zamanda vakit bulup bunları yapabilmek zaten bir başarı ki , ne gerek var hergün gördüğümüz, konuşabildiğimiz, haber aldığımız insanlara karşı bu eylemlere girişmeye değil mi?
Nereden geldim bu konuya önce onu demeliyim sanırım , birden daldım.. Geçenlerde bahsettim ya bahar temizliğinden. İşte o temizliği yaparken kıyafet, çer çöp demedim toparladım dağınıklığımı, maillerime varana kadar! Temiz temiz girdim Nisan ayına : )
Baktım ki mektuplarım ,e-postalarım oturdum o kadar iş güç arasında okudum.. Çocukluktan,gelecekten,hayallerden,olmasını istediklerimizden ne kadar güzel, istekli bahsetmişiz.. O kadar hissettim ki okurken bir daha bir daha mektuplar yazmak istedim. Kendime yazdıklarım var içinde , günlük yerine.. Bahsettiğim etkilendiğim rüyalarım bile olmuş.
Bugün yaşananlara , geçenlere bakıyorum da nasıl da yaşandı ve bittiye getiriyoruz anlarımızı, anılarımızı. Aslında ne kadar değerli anlar geçiripte silmek istemediğimiz halde unutuveriyoruz bu keşmekeş içerisinde. İnanılır gibi gelmiyor hiç , sadece yazarken hüzünlendiklerim bile beni o gün yaşadığım duygulara götürüverdi. Ne günlermiş , nasıl dostluklarımız varmış , nasıl geçirmişiz onca zamanı an be an yazmışım..
Çizgili,kareli kağıtlara yazılmış duygular yanlarında da çerçeveye alınmış işaretler,çiçekler,kalpler.. Çizgisiz kağıda geçiş ölümdü zaten. İlk denemelerle kağıt israfları,sinir harbi yaşanırken sonra sanki ilk biz bulmuşuz gibi bir sevinçle çizgili kağıda kalın kalemle çekilen çizgiler.Çizgisiz kağıdın altına koyup,yazmalar. Ama sonra bakarsın ki gene kaymış, çünkü altındaki kağıt kaymıştır. En son ataçla bu iş kökünden çözülür.Tabi ataç izleri olmasa daha sevindirici ya neyse : )
Uzun soluklu mektuplaşmalarım eşimle olmuş , hatırlamıyorum bile..Ki o yazmayı pek sevmez de.. Dileklerle ,endişeler ,hayaller ,istekler hem farklı hem de birebir aynıymış gibi geliyor şimdi..Sürekli çevirip ,okuyacağım mektuplarım olmadı da benim. Fakat bugün sahip olduğum 3-5 tanesi de yetti.
Ama bugün bakıyorum da nasıl değerli vakitler , duygular yaşanıyor..Biz daha o anı yaşarken kaçırıyoruz. Tekrar okumak ve yazmak anıları canlı kılıyor , can sıkıcı olan duyguları yazınca o an rahatlatıyor ve geriye bakınca acıtan duygu yoğunluğunun geçmesi daha da ferahlatıyor.

Çekilen fotoğraflar ayrı bir konu zaten.. Dijital fotoğraf makinelerine ısınmadan soğudum desem yeridir, sadece güne ayak uyduruyoruz işte. Fotoğraf çekiliyoruz , çekiyoruz hepsi bu. Sonra bunları bilgisayara kaydediyoruz, aklımıza gelince oturup temizleyeceğimiz bir sürü fotoğrafımız oluyor, bastıracaklarımızı da ayırmamız gereken. Ama bu sıra hiç onlara gelmiyor. Hele de yedekleri yoksa ve anlarımızı hafızalara kaydedişimiz buraya kadar işte. Hatırlayabileceklerin kadarıyla kalabiliyorsun.
Teknolojiyle yaşamayı çok seviyorum, kesinlikle herşey eskisi gibi olsun diye bir isteğim de yok. Sadece hayat zorlaştıkça kolaylaştırmak için çok fazla şey çıkıyor karşımıza. Ve biz bunları kullanırken anın kıymetini bilmemeye başlıyoruz, gelmişine de geçmişine de diyoruz aslında.
Gene yazıyor olmamın sevinciyle, isyanım gelmişini geçmişini unutan kendime...

Yorumlar

Popüler Yayınlar